22 Aralık 2020 Salı

 

SinemaDem

EN İYİ 10 HAPİSHANE FİLMİ

 

10. DAS EXPERIMENT / DENEY  (Almanya - 2001)

Yönetmen : Oliver Hirschbiegel                Oyuncular : M.Bleibtreu

Film, 1971’deki ABD’de gerçek bir psikoloji deneyinde yaşananlar olaylardan uyarlanmıştır. Bir araştırma laboratuvarı her yönüyle hapishaneye benzetilir ve 20 kişi psikolojik bir deneyde 2 haftalığına mahkum ve gardiyanlar rolü oynamak üzere işe alınır.

Her yere kameralar yerleştirilir. Amaç, davranışlarını gözlemlemektir. Mahkumlardan bildirilen bazı temel kurallara uymaları; gardiyanlardan da fiziksel şiddet kullanmadan disiplini sağlanmaları istenir. Ancak, insan doğası gereği çatışmalar çıkacak ve gardiyanlar şiddeti hızla tırmandıracaktır.

 

9. CELDA 211 / HÜCRE 211  (İspanya - 1994)

Yönetmen : Daniel Monzon       Oyuncular : L.Tosar, A.Ammann

Uzun zamandır işsiz olan Juan bir hapishanede gardiyanlık işi bulunca, işe bağlılığını göstermek için haber vermeden 1 gün önce işe gider. Sivil kıyafetle mahkumların bölümüne geçtiği sırada isyan çıkar ve Juan isyanın ortasında kalakalır.

Bundan sonra olaylar hızla kötüleşmeye başlarken Juan hayatta kalabilmek için bir mahkum gibi davranması gerektiğini kavrar. İsyanın başı Badass ile arkadaşlık kurar ve isyanın sözcülüğüne kadar yükselir. Olaylar isyancı mahkumların 3 BASK militanını rehin almasıyla politik ve ulusal yönden de iyice karmaşıklaşmaya başlayacaktır.

 

8. GREEN MILE / YEŞİL YOL  (ABD - 1999)

Yönetmen : Frank Darabont          Oyuncular : T.Hanks, M.C.Duncan, D.Morse, J.Cromwell, S.Rockwell

Yazar Stephen King – Yönetmen Frank Darabont işbirliğinin çok iyi sonuç veren bir örneği daha. 1930’larda geçen bir Hz. İsa alegorisini dev boyutlardaki oyuncu Michael Clarke Duncan (John Coffey) aracılığı ile anlatan fantastik bir hikaye. Tom Hanks’in yönettiği idama mahkum suçlulardan sorumlu gardiyanların öyküsü anlatılıyor.

 

7. COOL HAND LUKE / PARMAKLIKLAR ARDINDA  (ABD - 1967)

Yönetmen : Stuart Rosenberg                   Oyuncular : P.Newman, G.Kennedy

Paul Newman, aslında küçük bir suçtan içeri düşüp;  hapisten kaçmayı adet haline getirdiği için cezası gitgide uzayan “cool” mahkum Luke’u canlandırıyor. Filmi, ünlü 1 saatte 50 kaynamış yumurta yeme sahnesi ile de hatırlayabilirsiniz. Luke’un başlarda mahkum arkadaşlarının da o’nu ikonlaştırmasına yol açan otoriteye karşı başkaldırışının sistemli baskı ile giderek kırılmasının; bu asi ruhun tamamen yitip yitmeyeceğinin cevabını film müthiş bir finalle veriyor.

 

6. THE BRIDGE ON THE RIVER KWAI / KWAI KÖPRÜSÜ  (ABD - 1957)

Yönetmen : David Lean                                Oyuncular : A.Guinness, W.Holden, S.Hayakawa

2. Dünya Savaşı’nda Japon işgali altındaki Vietnam’daki bir esir kampında İngiliz esirler (Japonlar sağlam yapamadıkları için) Kwai nehrinin üzerine bir köprü yaparak Japon ordusunun ikmalini kolaylaştırmaya zorlanırlar.

Başta buna direndiği için komutan Saito’nun (S.Hayakawa ) işkencelerine maruz kalan Albay Nicholson (Alec Guinness), bir süre sonra köprü yapımının subay ve askerleri için de moral olacağını; onlardan daha iyi bir köprü yaparak da Japonların moralini bozacağını düşünerek bunu kabul eder.

 

5. LA GRANDE ILLUSION / HARP ESİRLERİ  (Fransa - 1937)

Yönetmen : Jean Renoir                                             Oyuncular : J.Gabin, P.Fresnay, E.VonStronheim

Listemizin en eski filmi ünlü Fransız yönetmen Jean Renoir’ın şiirsel gerçekçilik akımının başyapıtı olan “La Grande Illusion” (Büyük Aldanış) I. Dünya savaşında Almanlara esir düşen iki Fransız havacısının kaçış öyküsünü anlatır.

Aslında burada anlatılan esirlerin nasıl firar ettiğinden çok sınıfsal ayrımların bazen nasıl ulusal ayrımların bile önüne geçtiğidir. Fransız subaylardan soylu olanı yine bir soylu olan Alman Komutan ile kendi arkadaşlarından daha yakın bir ilişki kurabilmiştir. Büyük Aldanış, hiç eskimeyen mesajıyla 80 küsur yıl sonra bile en güçlü savaş karşıtı klasiklerden biri olarak dimdik ayakta kalmıştır.

 

4. THE SHAWSHANK REDEMPTION / ESARETİN BEDELİ  (ABD - 1994)

Yönetmen : Frank Darabont                      Oyuncular : T.Robbins, M.Freeman, B.Gunton

Stephen King’in bir uzun öyküsü olan “Rita Hayworth ve Shawshank Kefareti”nden uyarlanan film vizyonda iken pek ilgi görmedi ama zaman içinde tüm dünyada en sevilen film oldu (Yıllardır IMDb’nin en beğenilen filmler listesinin 1 numarası). Bunda dostluğun en güzel örneklerinden birini veren Tim Robbins - Morgan Freeman’in müthiş oyunculuklarının yanı sıra, hepimizin çok sevdiği bir mazlumun intikamı teması da yatmaktadır. Defalarca sıkılmadan kendini seyrettiren bir modern başyapıt.

 

3. PAPILLON / KELEBEK  (ABD - 1973)

Yönetmen : Franklin J.Schaffner                                              Oyuncular : S.McQueen, D.Hoffman

Henri Charriere’in çok satan otobiyografik romanından uyarlanan film haksız yere Fransız adalet sisteminin kurbanı olarak Güney Amerika’daki Bir Fransız sömürgesine gönderilen Papillon’un  (Kelebek) yıllara yayılan esaretini anlatıyor. Steve McQueen belki de kariyerinin en iyi oyununu verirken, o’na kalpazan Dega rolünde muhteşem bir kompozisyon çizen Dustin Hoffman eşlik ediyor. Film, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunan ve her seferinde yakalanıp, cezası uzayan Kelebek’in hikayesini unutulmaz bir gerçeklikle sunuyor.

 

2. KET FELIDO A POKOLBAN / CEHENNEMDE İKİ DEVRE  (Macaristan - 1963)

Yönetmen : Zoltan Fabri                              Oyuncular : I.Sinkovitz, D.Garas

Yarım asırdan eski siyah-beyaz bir başyapıt olduğu ve Hollywood eseri olmadığı için listemizde bulunması en zor film “Cehennemde İki Devre”dir. Macar yönetmen Zoltan Fabri, Ukrayna’da geçen gerçek bir olayı Macaristan’a taşımış. Hitler’in doğum günü şerefine Naziler esir tuttukları Macarlarla bir maç tertiplerler. Macar takımının en önemli oyuncusu da 2. Dünya savaşından önce Milli takım oyuncusu olan Onodi’dir.

Takımı için düzgün yemek ve antrenman yapma imkanı karşılığında takımın kaptanlığını ve antrenörlüğünü kabul eden Onodi, yine de arkadaşları ile fırsatını bulduğunda firar ederler. Ancak, yakalanıp yine de maça çıkmaya zorlanırlar. Gerisi tarihin epik bir sayfasının kusursuz aktarımı.

 

1. THE GREAT ESCAPE / BÜYÜK FİRAR  (ABD - 1963)

Yönetmen : John Sturges           

Oyuncular : S.McQueen, J.Garner, R.Attenborough, C.Bronson, J.Coburn, D.Pleasance

 

Hapishaneden kaçış filmlerinin hiç eskimeyen zirvesi. John Sturges & Steve McQueen’in  “Muhteşem Yedili”den sonraki ikinci çok başarılı ortaklığı. Steve McQueen için yazılan ve cuk oturmuş lakabıyla Hilts “The Cooler King” rolü hariç gerçek yaşamdan alınmış bir 2. Dünya Savaşı Nazi kampından kaçış hikayesi.

Daha önce çeşitli kamplardan kaçmayı adet haline getirmiş birkaç Amerikalı ve çoğu İngiliz savaş esirini Nazilerin “kaçılamaz” diye övündükleri bir kampta toplarlar. Ancak, İngiliz subaylar cesur bir kararla 250 kişinin birlikte kaçacağı bir planı başlatırlar. Mizah ve aksiyonun dengeli bir biçimde verildiği, heyecanın hiç dinmediği bir unutulmaz bir klasik.

 

SineMadem iyi seyirler diler.


EN İYİ SALGIN FİLMLERİ  (Korku)

 

 

 

6. DAWN OF THE DEAD - ÖLÜLERİN ŞAFAĞI – ABD - 2004

 

Bu listede iki filmi bulunan üstad George A. Romero’nun 1978 tarihli bir bu kadar başarılı filminin yeniden çevrimi.

Daha sonra Marvel’in favori yönetmenlerinden olacak olan (Guardians of the Galaxy) James Gunn’ın senarist ve DCEU’nun baş yönetmeni olacak olan Zack Snyder’ın da yönetmeni olduğu film, korkutucu olduğu kadar da düşündürücü bir zombi filmi.

 

 

5. THE CRAZIES - ÇILGINLAR – ABD - 1973

 

Militarizm eleştirisi azaltılmış ama kötü olmayan bir yeniden çevrim filmi de olan bir George A. Romero klasiği. Ordunun gizlice deney yaptığı bir kasabada olanlar.

Kapitalizmin en etkili silahlarından olan militarizmin insanlık için ne kadar tehlikeli bir kavram olduğunu korkutucu bir anlatımla vermeyi başarıyor film.

 

 

4. [REC] – İSPANYA – 2007

 

Tüm zamanların en iyi “found footage” filmlerinden biri. Tüm filmin tek bir binada geçmesi de etkisini artırıyor. Üç devam filmi, iki de ABD yeniden yapımı çevrildi ama hala en iyisi bu.

Dur duraksız bir korku festivali olan filmin çok çarpıcı bir finali var. Avrupa’dan çıkmış en iyi korku filmlerinden.

 

 

3. 28 DAYS LATER – 28 GÜN SONRA - İNGİLTERE - 2002

 

Danny Boyle ustanın korku janrındaki tek filmi. İyi düşünülmüş, tıkır tıkır işleyen; zeki ve eleştirel yönü neredeyse korkutucu yönüne ağır basan bir modern zombi klasiği. Hızlı hareket eden zombi filmlerinin öncülerinden.

21. Yüzyılın başında bir virüsle yanıp kavrulan İngiltere’yi son derece gerçekçi bir şekilde aktarmış.

 

 

2. NIGHT OF THE LIVING DEAD – YAŞAYAN ÖLÜLERİN GECESİ - ABD - 1968

 

Modern zamanların zombi filmlerinin öncüsü, her yönüyle devrimci bir film. Dünyayı 68 olaylarının, ABD’yi de ırkçı baskılara karşı halk protestolarının sardığı bir dönemde filmin başkahramanını siyahi yapmak o dönem için çok cesurca bir hamleydi.

Düşük bütçeli siyah beyaz bir yapım olması günümüz izleyicilerine hitap etmeyebilir ama zamanın eskitemediği bir klasik. 40 yıla yaydığı 6 filmlik (ancak ilk 4’ünü tavsiye edebileceğim)  bir seriye dönüştürdü yönetmen sonra bu filmi.

 

 

1. TRAIN TO BUSAN – ZOMBİ EKSPRESİ - G.KORE - 2016

 

G.Kore’de hızla yayılan bir virüsün zombileştirdiği insanlardan kaçma çabası içindeki bir baba kızın Seul – Busan treninde zombilere ve daha da ilginci insanlara karşı verdikleri hayatta kalma savaşı.

Bir zombi filminden çok daha fazlası. Korku, aksiyon ve dramatizasyon açısından dört dörtlük bir film. 2020’de pek o kadar da başarılı olmayan bir devam filmi de çevirdi aynı yönetmen.

 

  

29 Kasım 2020 Pazar

 


ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER – ALFABETİK SIRA İLE 1995’in EN İYİ 8 FİLMİ

 

 

12 MAYMUN

 

Dünyanın sonunu getiren bir virüs. Bu korkunç sonu kaynağında durdurmak için geçmişe gönderilen mahkum Bruce Willis. Bu yolda geçmişte yollarının çakıştığı Brad Pitt. Sinemanın en özgün yönetmenlerinden Terry Gilliam. Tüm zamanların en iyi kurgulanmış ve zeki bilimkurgularından biri.

 

 

BRAVEHEART

 

Avustralya’da büyümüş Amerikalı Mel Gibson, İskoçların halk kahramanını kötü bir aksanla canlandırıyor. Tarihi gerçeklere pek uyulmuyor. Ne gam. Sinema tarihinin en sağlam, en eğlendirici, en hüzünlü, en epik kahramanlık öykülerinden biri karşımızdaki. İlk yönetmenlik denemesinde Gibson, tüm ödülleri ve gişeyi hakimiyeti altına alıyor.

 

CASINO

 

Robert DeNiro’nun kıymeti bilinmeyen filmlerinden biri. Goodfellas kadar iyi senaryosuna, harika sanat yönetimine, bir o kadar sıkı oyuncu kadrosuna, Scorsese’nin formunun zirvesinde yönetimi eşlik etmiş. Daha ne olsun ? Belki tek ufacık kusuru bir yarım saat daha kısa tutulmamasıydı.

 

 

GHOST IN THE SHELL

 

Japon anime sinemasının başyapıtlarından. Yarı robot bir kadın polis,  güçlü ve gizemli bir hacker olan Kukla Ustası’nın peşine düşer.

Karakterlerinin derinliği, dönemine göre harika olan çizimleri, görselliği ve komplike ama anlaşılır senaryosu ile hala aşılamamış bir klasik. 2017’de çevrilen canlı versiyonu, Scarlet  Johansson’un varlığına rağmen orijinalinin yanına bile yaklaşamadı.

 

 

 

HEAT

 

Görkemli oyunculuk gösterisi. 90 ların ve hatta tüm zamanların en gözde oyuncularından iki ustanın (Pacino ve DeNiro) karşılıklı döktürdüğü bir film.

Michael Mann’ın yazıp-yönettiği başyapıtı. Oyuncu kadrosu, üç saate yakın süresine rağmen hiç sarkmayan senaryosu ile tıkır tıkır işleyen bir hırsız-polis öyküsü. Aksiyonu kadar dramatizasyonu da çok güçlü.

 

 

LA HAINE

 

Mathieu Kassovitz’in genç yaşta kotardığı siyah beyaz bir klasik. O dönem Fransa’da sıkça görülen sokak eylemlerinin en ateşlilerinden birinden sonra üç arkadaşın 24 saatlik serüvenlerini aktarıyor.

Orijinal adı “Nefret” olsa da bizde “Protesto” adıyla vizyona girmişti. İnsanın beynine işleyen karakalemle çizilmişçesine akıp geçen sahneleri sinematografinin doruğunda dolaşıyor.

 

 

LAND AND FREEDOM

 

Ken Loach ustanın başyapıtlarından. İspanya İç Savaşı’nda faşizme karşı savaşırken dışarıdan ve içeriden ihanete uğrayan Cumhuriyetçilerin sarsıcı öyküsü.

Faşizmin, despotizmin lanetine karşı uyarıcı olması gereken İspanya İç Savaşı’nın,  tıpkı filmin yapıldığı 90 ların ortasında Bosna’da yaşananlara karşı üç maymunu oynayan Avrupa’nın aynı hal vetavrının 1936’daki meali.

 

 

THE USUAL SUSPECTS

 

Sinemada şaşırtıcı “twist” denince ilk akla gelen filmlerden. Daha sonra Mission Impossible filmlerinin yönetmeni olacak olan C. McQuarrie’nin senaryosundan Bryan Singer’ın çektiği suç dünyasının en özgün filmlerinden biri.

Sinema tarihine geçmiş müthiş finali bir yana, o finale adım adım ilmek ilmek ilerlerken heyecanını hiç kaybetmeyen, müthiş oyunculuklarla bezeli bir suç baladı.

 

16 Kasım 2020 Pazartesi

 


EN İYİ SALGIN FİLMLERİ  (Korku filmi olmayan)

 

 

6. FLU – G.KORE - 2013

 

G.Kore’de ölümcül ve havadan yayılan bir virüs ortaya çıkar ve zamana karşı bir yarış başlar.

Gerçekçi, rahatsız edici görüntüleri ve düşmeyen temposu ile heyecanlı bir film. Salgının başlama noktasını ele alışı, aptalca bürokrasinin salgının yayılmasındaki rolü gibi sosyal ve güncel konulara da değiniyor.

 

 

5. PERFECT SENSE – İNGİLTERE - 2011

 

İnsanların beş duyularının (koku duyusundan başlayarak) sırayla kaybolmaya başladığı bir dünyada bir aşçı ile bilim kadının aşkı anlatılıyor.

Bildiğimiz dünyanın “gözlerimizin” önünde yavaş yavaş değişerek tarihe karışmasının iki insanın sevgisi üzerinden verildiği özgün bir film.

 

 

4. KÖRLÜK – BREZİLYA - 2008

 

Jose Saramago’nun ünlü romanından uyarlama. İnsanların birdenbire kör olduğu bir şehirde yaşananları konu ediyor.

İnsanlığın en önemli duyusunu kaybettiğinde ne kadar değişeceğini ya da temelde hiç değişip değişmeyeceğini sorgulayan gizemli bir drama. Oyunculuklar o kadar iyi ki, ünlü oyuncuları tanımasanız gerçekten görme engelli olduklarına inanasınız geliyor.

 

 

3. YEDİNCİ MÜHÜR – İSVEÇ - 1957

 

Auteur yönetmen Ingmar Bergman ustanın olası başyapıtı. Haçlı Savaşları’nın anlamsız ve kanlı yıllarından sonra ülkesine dönen bir şövalyenin, Avrupa’da bir o kadar anlamsız ölümlere yol açan Kara Veba ile karşılaşmasını anlatıyor. Bir papaz oğlu olan Bergman’ın organize dinin anlamsızlığını masum insanları yakarak tanrının öfkesini (!) yatıştırmaya çalışması gibi sahneler üzerinden verdiği şiirsel ve sürükleyici bir film. Ölüm ile satranç oynayan şövalye sahneleri ile akıllarda yer etmiştir.

 

 

2. CHILDREN OF MEN – İNGİLTERE - 2006

 

2027 Yılının Londra’sındayız. Kadınlar nedeni bilinmeyen bir salgın nedeniyle on sekiz yıldır kısır durumda. İnsanlık kaçınılmaz yok oluşuna doğru hızla sürüklenirken; mucizevi bir şekilde hamile kalan genç bir Afrikalı göçmen kadını her ne pahasına olursa olsun korumaya çalışan kahramanımızın yolculuğu. Bu yolculukta ayrıca yıllardır görüşmediği eski karısı da ona yardımcı oluyor. 21. Yüzyılın en iyi bilimkurgu filmlerinden.

 

 

1. TWELVE MONKEYS – ABD - 1995

 

Terry Gilliam’dan insanlığın kaderine dair pandemi ve zaman yolculuğu üzerinden adrenalin dolu ve de sanatsal bir çalışma. Distopik bir gelecekten 20. Yy’a yollanan mahkumun ölümcül pandemiyi durdurmaya çalışması. O zamanın en gözde aktörlerinden Bruce Willis, en iyi rollerinden birinde. Brad Pitt’in de parladığı ilk filmlerden. Çeyrek asırlık bir modern zaman klasiği.

 

 

2 Ekim 2020 Cuma

 


ERKEKLERİN DE SEVEREK İZLEYECEĞİ ROMANTİK FİLMLER

 

 

6. RAISING ARIZONA – 1987 - JOEL COEN

 

Nicholas Cage ve Holly Hunter’ın ünlerinin ve oyunculuklarının doruğunda olduğu yıllardan harika bir romantik kara komedi. Coen Biraderlerin ilk büyük hiti. Tüm yardımcı oyuncular da tek kelime ile döktürüyorlar. Çekim tekniği ve komedi zamanlaması ile öne çıkıyor.

 

5. A BOUT DE SOUFFLE - 1959 - JEAN-LUC GODARD

 

Fransız “Yeni Dalga” akımının öncü (siyah-beyaz) klasiği. Jean Paul Belmondo ve Jean Seberg çiftinin harika bir inandırıcılıkla oynadığı iki kaçağın hikayesi. Sadece Fransa’ya değil tüm dünya sinemasına özgün açılımlar  ve özgür anlatımlar getiren bir mihenk taşı.

 

4. SHAUN OF THE DEAD – 2004 - EDGAR WRIGHT

 

Aslında tüm zamanların en eğlenceli zombi filmi olabilir ama aslında eski aşkını geri kazanmaya çalışan bir adamın öyküsü bu. Bunu yapmak için hem kasabasını istila eden zombilerle savaşmalı, hem de değiştiğini ispatlamalı. Hangisi daha zor, filmi izlerken karar vereceksiniz. Queen’in ön planda olduğu müthiş bir de soundtrack’i mevcut. Edgar Wright-Simon Pegg ikilisinin “Cornetto üçlemesi”nin ilk filmi. Zom-rom-com’u (Zombi temalı romantik komedi)  icat eden film.

 

3. SPIDER-MAN – 2002 - SAM RAIMI

 

Benim gibi çocukluğunu ve ilk gençliğini “Örümcek Adam” hayranlığı ile geçirenler için çook uzun süre beklenen ama beklentileri hemen tamamıyla karşılayan bir çizgi roman uyarlaması. Peter (T.Maguire) ile Mary-Jane’in (K.Dunst) ölümsüz aşkının perdede hayat bulduğu bir film. 2. Film daha iyi olsa da, romantizmin daha ön planda olduğu Örümcek Adam filmi bu. Sinemada çizgi roman uyarlamalarının geniş anlamda yaratıcısı olan film.

 

2. ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND – 2004 - MICHEL GONDRY

 

Jim Carrey ve Kate Winslet’in başını çektiği ensemble bir oyuncu kadrosundan tam da yönetmenin eksantrik dünyasına uygun bir film. Bilimkurguya da göz kırpan, arızalı bir aşkın dramatik ve komik benzersiz anlatımı. Kaufman-Gondry keşke daha çok işbirliği yapsalardı dedirten aklı ile olduğu kadar görselliği ile de öne çıkan bir modern zaman klasiği.

 

1. CITY LIGHTS – 1931 - CHARLES CHAPLIN

 

Sinemayı sinema yapan büyük dahi Chaplin’den eşsiz ve defalarca kopyalanan zamansız bir klasik. Şarlo’dan bekleneceği gibi gülmekten karnınıza ağrılar gireceği ama zaman zaman da gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir başyapıt. Kör kıza aşık olan fakir delikanlı temasından bizim Yeşilçam da çok ekmek yedi. Tüm sinema tarihinin belki de en dokunaklı komedi filmi.

8 Eylül 2020 Salı

CAPTAIN MARVEL (ve sarman ? kedisi)


 

CAPTAIN MARVEL

 

Captain Marvel, MCU (Marvel Cinematic Universe)’nun ilk solo kadın kahraman filmi. Aynı zamanda yönetmenlerden biri, Senaristi ve bestecisi de kadın olan ilk Marvel filmi. 

Ülkemiz için en önemli kısmı da bu bestecinin Pınar Toprak olması. Başarılı da bir iş çıkarmış

 

Öncelikle şunu belirtmek lazım, bu filmden daha çok zevk almak için Guardians of Galaxy ve The Avengers Filmleri başta olmak üzere Marvel evrenine biraz hakim olmanız lazım yoksa bir çok önemli noktayı kaçırabilirsiniz. 

 

Film bize çeşitli geri dönüşlerle bir zamanlar Amerikan hava kuvvetleri pilotlarınından olan Carol Danvers’ın nasıl Uzay Polisinin (Starforce) bir parçası haline geldiğini ve dönüşümünü anlatıyor. 

 

Uzayda yaşanan bir çatışma sonucu Carol (Vers), 1990 ların ortasındaki Amerika’ya düşer ve

EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...