sinemademkritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinemademkritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2026 Cumartesi

 

ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER  – 2001 YILININ EN İYİ FİLMLERİ

 

 


 

1. LORD OF THE RINGS : THE FELLOWSHIP OF THE RING          (Y.ZELANDA / ABD)

 

J.R.R. Tolkien’in tüm zamanların en iyi fantastik kitap üçlemesinden Peter Jackson, kendi ülkesi Y.Zelanda’nın kartpostalımsı manzaraları eşliğinde harika bir üçleme yaptı. Belki de sinema tarihinin en iyi üçlemesini.

 

Bu film, hikayeyi başlatan ve bana göre az farkla da olsa üçlemenin en iyi filmi. Müthiş bir oyuncu kadrosuyla unutulmaz bir evren yaratmanın çok sağlam bir temeli oluşuyor filmde.

 

Defalarca sıkılmadan izlenilir.

 

 

2. MULHOLLAND DRIVE     (ABD)

 

Auteur yönetmen David Lynch’in başyapıtlarından. Seyirciyi bir rüyaya davet edip sonra kapıyı arkanızdan kilitliyor yönetmen.

 

Hollywood'un parlak yüzeyinin altında kaynayan hırsları, şehveti, korkuları ve kimlik krizlerini öyle bir anlatıyor ki filmin sonunda karakterlerden çok kendi zihninizden şüphe etmeye başlıyorsunuz. Filmin gücü tam da burada yatıyor : Anlaşılmak yerine hissedilmek isteyen bir sinema deneyimi sunuyor.

 

 

3. SPIRITED AWAY   (JAPONYA)

 

Spirited Away, çocukluk masumiyetiyle yetişkin dünyanın karmaşasını aynı kazanda kaynatan bir animasyon harikası.

 

Animasyon sinemasının en büyük ismi Hayao Miyazaki, ruhlar hamamından açgözlülüğe kadar uzanan sembollerle dolu bir evren kurarken, küçük Chihiro'nun büyüme hikâyesini de son derece doğal anlatıyor.

 

Film, görsel yaratıcılığıyla insanı büyülüyor. No Face'in sessizce oturduğu anlar bile birçok Hollywood karakterinden daha fazla kişilik taşıyor.

 

Sonuç olarak, hem çocuklara hem yetişkinlere hitap eden nadir filmlerden biri.

 

 

4. DAS EXPERIMENT   (ALMANYA)

 

Das Experiment (Deney), otoritenin insan psikolojisini nasıl dönüştürebileceğine dair son derece rahatsız edici bir laboratuvar çalışması gibi ilerliyor.

 

Hapishane simülasyonu olarak başlayan deney, kısa sürede medeniyet cilasının ne kadar ince olduğunu gösteren bir kabusa dönüşüyor. Film, temposunu giderek yükselterek seyirciyi karakterlerle birlikte sıkıştırıyor ve "Bu kadar da olmaz" dedirten anlarda gerçek olaylardan esinlendiğini hatırlatarak ekstra bir huzursuzluk yaratıyor.

 

 

5. FİLLER VE ÇİMEN   (TÜRKİYE)

 

Derviş Zaim imzalı Filler ve Çimen, Türkiye'nin siyaset, mafya ve devlet ilişkilerini anlatırken didaktik olmamayı başaran ender filmlerden biri.

 

Birbirinden farklı karakterlerin yolları ustaca kesişirken film, güç sahipleriyle sıradan insanların aynı oyunda ne kadar farklı kurallarla oynadığını gösteriyor. Hikâye ilerledikçe “filler” tepişirken gerçekten de “çimenler” eziliyor.

 

Zaim'in başarısı, bu karanlık tabloyu kuru bir politik tez olmaktan çıkarıp insani hikâyelerle beslemesinde yatıyor.

13 Mart 2026 Cuma

YARIM ASIRLIK HAZİNELER – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ

 

YARIM ASIRLIK HAZİNELER  – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ

 

 

 

1. TAXI DRIVER  (MARTIN SCORSESE / ABD)

 

Travis Bickle (Robert DeNiro), yalnızlığın insana neler yaptırabileceğinin sinematik kanıtıdır. Film, bu sorunun cevabını aynada kendiyle kavga eden bir adamla verir.

Scorsese, şehrin pisliğini temizlemek için süpürge değil, travmalı bir Vietnam gazisi kullanır; sonuçta ortaya çıkan şey hem rahatsız edici, hem de tuhaf biçimde ikna edicidir. Sinemanın en karanlık içsel dönüşüm hikâyelerindendir.

 

 

2. ROCKY  (JOHN G. AVILDSEN / ABD)

Rocky Balboa, kelimelerden çok yumruklarını konuşturanların sinemadaki onurlu temsilcisidir.

Film, “imkânsız, ulaşılabilir midir?” sorusuna minimalist diyaloglar ve bol terli antremanlarla cevap verir. Önemli olan şampiyonluk değil, nasıl ayakta kaldığınızdır.

Stallone’nin yazıp, oynadığı Rocky, motivasyon konuşmalarını kum çuvalına doldurup, pata küte girişen bir klasiktir.

Daha sonra 9 filmlik bir film serisine dönüşmüştür.

 

 

3. THE OMEN     (RICHARD DONNER / ABD)

 

The Omen, “çocuğumuz biraz huysuz ama” diye başlayan ebeveynliğin nasıl felakete çıkacağını anlatır.

Film, masumiyetle şeytaniliği aynı bebek arabasına koyup seyirciyi huzursuz bir gezintiye çıkarır. Her köşe başında kötü bir alamet, her bakışta kozmik bir tehdit vardır.

The Omen, çocuk haylazlığının gotik dehşet boyutunda beşikte sallanması gibidir. Daha sonra birçok devam ve öncül filmi çevrildi ama en iyisi bu.

 

 

4. HABABAM SINIFI UYANIYOR           (ERTEM EĞİLMEZ / TÜRKİYE)

 

Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz eserinden. Senaryo Sadık Şendil’in. Serinin üçüncü filmi.

 

Gülmekten yerlere yatırır ama bazı küçük anlarda da gözünüzden birkaç damla yaş getirir.

 

Efsane kadrosuyla (artık Tarık Akan’sız) bu “ anlatılmaz / yaşanır “ komedi klasiğini 5 kereden az izleyen bizden değildir (!).

 

 

5. BEŞİNCİ MÜHÜR   (ZOLTAN FABRI / MACARİSTAN)

 

Beşinci Mühür, bir meyhanede başlayan sıradan bir sohbetin nasıl ağır bir vicdan sınavına dönüşebileceğini anlatır.

Film, seyirciye rahat koltukta otururken rahatsız edici sorular sormayı görev edinir: “İyi olmak mı, hayatta kalmak mı?”

Cevaplar kolay değildir, çünkü burada kahramanlık sloganla değil, bedelle ölçülür. Beşinci Mühür, kendi içine bakmaya cesareti olanları ödüllendiren sert ama dürüst bir tokattır.

 

 

6. SÜT KARDEŞLER (ERTEM EĞİLMEZ / TÜRKİYE)

 

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserinin çayır çimen serbest bir uyarlaması film, dev kadrosu ile tipik bir Arzu film komedi klasiğidir.

 

Türk sinemasının komedi klasiklerinden olan filmin ezbere bilinen sahnelerini hatırladığımızda bile gülümseriz.

 

 

3 Ocak 2026 Cumartesi

EN İYİ SUÇ KOMEDİSİ FİLMLERİ

 

EN İYİ SUÇ KOMEDİSİ FİLMLERİ



1. BÜYÜK LEBOWSKI  (ABD)


Coen Biraderlerin parlak kariyerlerinin zirvelerinden. Hınzırca komik bir kara-film parodisi.

Dünyayı değil, İran halısını kurtarma peşindeki Jeff “The Dude” Lebowski’nin bir isim benzerliği ile başlayan çılgınca komik macerası, mükemmel oyuncuları kusursuz şekilde yöneten Coen Biraderlerin elinde bir kült klasiğe dönüşüyor.


 

 


2. KUNG FU HUSTLE  (H.KONG)

Yönetmen Stephen Chow’un başrolünü de üstlendiği tadından yenmez absürtlükteki Kung Fu suç komedisi. 

Protagonistin iç cevherinin ortaya çıkması üzerine yapılmış en komik filmlerinden biri. Benzerine zor rastlanılır, efekt destekli çizgi film tadında mükemmel dövüş koreografileri de cabası.

 

 


3. WILD TALES   (ARJANTİN)

Damien Szifron’un rahatlıkla Türkiye’de de geçebilirmiş diyebileceğiniz altı hikayeden oluşan hınzırca komik şiddet antolojisi. 

Adaletin pek işlemediği bir dünyada haklı intikamlarını arayanların absürt resmi geçidi. Hop, sakin birader/bacım !

 


 


4. MÖSYÖ VERDOUX  (ABD)

 

Charlie Chaplin’in yaşlılığın eşiğinde yaptığı, gerçek bir hikayeden de esinlenen kara komedisi.

 

Ekonomik krizde işinden olup, karısı ve çocuğunu geçindirmek için yaşlı kadınlarla evlenip, öldürerek miraslarına konan ama asla tam nefret edemediğiniz sevimli katilin eşsiz portresi.

 


5. FARGO  (ABD)

Coen biraderlerin (bu filmden esinlenerek yapılan bir dizisi de olan) en iyi işlerinden biri. Hınzırca kara mizahı, insan açgözlülüğünün sınırsızlığını eğlenceli bir şekilde yansıtıyor. 

Bu filmle en iyi kadın oyuncu oscar’ını kazanan Joel Coen’in karısı Frances McDormand her zamanki harika oyunculuğunu sergiliyor hamile şerif rolünde. En küçük roldeki oyuncu bile sırıtmıyor bu bıçak sırtı kara komedide.

 

 


6. PULP FICTION  (ABD)


Quentin Tarantino’nun ödüllere boğulmuş, zekice kurgulanmış kült suç komedisi klasiği.

 

Kalabalık oyuncu kadrosundaki tüm oyuncular hemen hemen kusursuz iş çıkarmışlar. En çok alıntı, gönderme yapılmış filmlerden.

 

 

7. LOCK, STOCK AND TWO SMOKING BARRELS  (İNGİLTERE)

 

Guy Ritchie’nin ilk ve en iyi filmi. Zaman zaman bu seviyeye yaklaşsa da bir daha bu ölçüde tıkır tıkır işleyen bir komedi-macera filmi yapamadı.

 

Dünyaya (bana göre) tüm zamanların en iyi aksiyon filmi oyuncusu Jason Statham’ı tanıtması da cabası.

 

 


8. THE STING  (ABD)

 

G. Roy Hill’in ikinci kez bir araya gelen efsane yakışıklılar Paul Newman ve Robert Redford’u maksimum verimlilikle yönetmiş.

 

Sevimli dolandırıcıların zekice sürprizlerle dolu senaryosuyla rahatlıkla izlenen intikam hikayesi 7 dalda Oscar kazanmıştı.

5 Aralık 2025 Cuma

BİR ASIRLIK HAZİNELER – 1925’in EN İYİ 5 FİLMİ

 

BİR ASIRLIK HAZİNELER  – 1925’in EN İYİ 5 FİLMİ

 



1.    1. Potemkin Zırhlısı  (SSCB)


Bana göre dünya sinema tarihinin en iyi filmi olan Potemkin Zırhlısı (Bronenosets Potyomkin) Sovyet sinema dehası Sergey Eisenstein’ın kurgu anlayışını devrimci bir biçimde ortaya koyduğu bir başyapıttır.

Film, 1905’te Potemkin zırhlısındaki denizcilerin isyanını anlatırken bireysel kahramanlardan çok kitlesel hareketin gücüne odaklanır. Odessa Merdivenleri sahnesi, sinema tarihinin en çok analiz edilen sekanslarından biridir,

Battleship Potemkin, sinemanın sanat olarak görülmeye başlanmasının en önemli kilometre taşıdır. Müthiş tempolu kurgusuyla da çok dinamik bir filmdir.

 



2.   2. Altına Hücum  (ABD)


Sinemayı sinema yapan insan, sinemanın en büyük dehası saydığım Charlie Chaplin’in The Gold Rush filmi, hem güldürür hem de insanlık dersi verir.

Chaplin’in “Küçük Serseri” karakteri, Alaska’nın dondurucu altın arama kamplarında yaşam mücadelesi verirken, trajedi ve komediyi ustalıkla harmanlar.

Sinema tarihine geçmiş unutulmaz sahneler barındıran film, Chaplin’in başyapıtlarından biridir.

 



3. Grev  (SSCB)

Eisenstein’ın ilk uzun metrajlı filmi Strike (Stachka), işçi sınıfının sömürülmesine karşı kolektif direnişi epik bir anlatımla sahneye taşır.

Film, işçi sınıfının bilinçlenmesini yansıtır; bu yönüyle devrimci sinemanın manifestosu gibidir.

Eisenstein, montajı sadece olayları birbirine bağlamak için değil, fikirleri çarpıştırarak yeni anlamlar yaratmak için kullanır. Grev kırıcıların saldırısı ile bir sığır kesiminin paralel kurgulanması gibi.



 

4.   4. Yedi Şans  (ABD)

Buster Keaton’un Seven Chances filmi, hem romantik bir komedi hem de fiziksel slapstick’in sınırlarını zorlayan bir maceradır.

Filmde evlenirse büyük bir miras alacağını öğrenen Keaton, yüzlerce gelin adayı tarafından kovalanırken zaman ve mekânla adeta yarışır.

Keaton’un alamet-i farikası olan donuk yüz ifadesiyle kaosun ortasında sergilediği dinginlik, filmin yüksek aksiyon temposunu mizahla başarıyla birleştirir.

 



5.    5.Operadaki Hayalet  (ABD)


Rupert Julian’ın yönettiği The Phantom of the Opera, sinemada gotik korkunun en güçlü erken temsilcilerindendir.

Binbir yüzlü adam lakaplı usta oyuncu Lon Chaney’nin kendi makyajını yaparak yarattığı hayalet karakteri, dönemin seyircisini dehşete düşürmüştür.

Film, yalnızca korku ögeleriyle değil, operanın görkemli atmosferini ve bastırılmış tutkuların karanlık yüzünü de sahneye taşır. Daha sonra defalarca sinemaya tekrar uyarlanmıştır.

 


2 Kasım 2025 Pazar

EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ

 

EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ

 



1.    The Thing (John Carpenter – ABD -1982)

 

Film, Antarktika’da geçiyor ama ortam hızlıca cehennem sıcaklığına dönüşüyor!

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ha?” sorusu bu filmde sadece bir klişe değil, kelimenin tam anlamıyla ölüm kalım meselesi. Herkes her an herkes olabilir; takım arkadaşın mı, yoksa örümcek adımlı katil bir uzaylı mı, kim bilebilir?

1951 tarihli filmin yeniden çevrimi.

 

 



 

2.    Evil Dead 2 (Sam Raimi – ABD - 1987)

 

İlk filmden sonra “daha fazla kan, çok daha fazla komedi” diyenlere gelsin ! Elektrikli testereyle önce kolunu, sonra da zombileri kesen bir adam, dans eden ölüler ve kan fışkırtan duvarlar.

B-filmlerinin zirvelerinden. “Korkuturken güldüren” değil, “güldürürken korkutan” bir şaheser.

 




 

3.    Dawn of the Dead (George A. Romero – ABD - 1978)

 

https://youtu.be/EIUJDwOAGxI?si=vEbxzfrLC6rubmOR


Zombiler AVM’de ! Kapitalizm eleştirisini daha zekice yapmak isteyen varsa buyursun denesin. “Yaşarken de alışveriş bağımlısıydık zaten…” temalı bir sosyal taşlama. Hem de kanlısından. Zombiler yavaş ama Romero’nun sistem eleştirisi hızlı.

“Night of the Living Dead” başyapıtına 10 yıl sonra bir ekleme yapıyor üstat ve (maalesef giderek kötüleşecek) 6 filmlik bir franchise serisini başlatıyor.

 




 

4.    Evil Dead (Sam Raimi – ABD - 1981)

 

Beş genç, ormanın ortasında bir kulübeye tatile gider ve sonrası cehennem... Necronomicon (H.P.Lovecraft’ın popüler kültüre kazandırdığı uydurma “Ölüler Kitabı”) ile uğraşacağınıza ders kitaplarından şaşmasaydınız iyiydi, gençler !

Düşük bütçeyle maksimum korku veren, ders gibi bir film. Kamera bile şeytani; uçuyor, kaçıyor, bağırıyor. Üç filmlik muhteşem serinin başlangıcı.

 

 



5.    Saw (James Wan – ABD - 2004)

 

“Hayatta kalma oyunu” konseptini öyle bir sundu ki sonradan çoğu vasat 11 filmlik bir seriye dönüştü efsane film. İstanbul’da açılan korku evlerine yıllarca ekmek yedirdi.

Jigsaw birader ölümcül bulmacalarla ahlak dersi veriyor ama yöntemi biraz… kanlı.

Düşük bütçeli zekice bir gerilim, hem mide kaldıran cinsten. Tuvalette başlamasından anlaşılmalıydı.

 





 

6.    Braindead (Peter Jackson – Y.Zelanda - 1992)


 https://youtu.be/emfmKqxdLhs?si=UdaM-J9vyUrNbibP


Despot annesi ile yaşayan çocuk-adamın annesi bir gün hayvanat bahçesini gezerken, değişik bir maymun türü tarafından ısırılır ve şenlik ve kan banyosu başlar.

Oedipus kompleksi ile yıllardır duş alan esas oğlanımız, bir yandan grotesk bir canavara dönüşen annesi ile bir yandan da evi basan zombilerle bir ölüm kalım tangosuna girişir.

Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yönetmeninden her mideye göre olmayan ama eğlenceli bir kaos !

2 Ekim 2025 Perşembe

EN İYİ SPOR KOMEDİ FİLMLERİ

 

EN İYİ SPOR KOMEDİ FİLMLERİ

 



1. Shaolin Soccer (2001 / Hong Kong)

 

Stephen Chow’un yönettiği ve başrolünde oynadığı Shaolin Soccer, dövüş sanatları ile futbolu absürt bir komedi çerçevesinde birleştiriyor.

Filmde eski bir Shaolin keşişi, kardeşlerini bir araya getirerek bir futbol takımı kurar ve kung-fu yeteneklerini sahaya taşır. Hızlı temposu ve özgün mizahı ile Shaolin Soccer, spor komedilerinin başyapıtıdır.


 

2. Offside (2006 / İran)

 

İran’ın en önemli yönetmenlerinden Jafar Panahi’nin eseri olan Offside, diğerlerinden farklı olarak toplumsal bir komedi.

Filmde, kadınların stadyumlara girmesinin yasak olduğu İran’da, erkek kılığına girerek maça girmeye çalışan genç kadınların hikâyesi anlatılıyor. Hem trajikomik hem düşündürücü bu film, sporun toplumsal yönüne de ışık tutuyor.


 

3. Caddyshack (1980 / ABD)

 

Harold Ramis’in golf kulübünde geçen bu klasik komedsii, Bill Murray, Chevy Chase ve Rodney Dangerfield gibi yıldızlarla dolu kadrosuyla 80’lerin kült filmleri arasında yer alır.

Film, zenginlerle çalışan sınıf arasındaki çatışmaları ve golf sahasındaki absürt olayları konu alırken, tuhaf karakterleriyle bolca kahkaha vaat ediyor. 


 

4. The Waterboy (1998 / ABD)

 

Adam Sandler’ın belki en komik rolü olan Bobby Boucher, annesi tarafından baskılanan saf bir su taşıyıcısıdır. Ancak doğal yetenekleri, onu Amerikan futbolu sahalarının yıldızına dönüştürür. 

Frank Coraci’nin yönettiği The Waterboy, Sandler’ın tipik absürt mizahıyla dolu, aynı zamanda dışlanmış bir karakterin başarı hikayesini eğlenceli bir şekilde anlatıyor.


 

5. Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby (2006 / ABD)

 

Komedi filmlerinin ustası Adam McKay’in yönetiminde Will Ferrel, John C.McGinley ve Sacha Baron Cohen sizi kahkahalara sürüklüyor 5. Viteste.

Ricky Bobby, NASCAR yarışlarının en hızlı ve en kibirli sürücüsüdür. Ancak yeni bir Fransız rakibin gelişiyle tahtı sallanır. Ricky’nin düşüşü ve yeniden yükselişi, Ferrell’ın kendine has mizahıyla anlatılır. 

Talladega Nights, spor hırsı ve Amerikan milliyetçiliğini tiye alan eğlenceli ve eleştirel bir film.

 


6. Mean Machine (2001 / İngiltere)

 

Vinnie Jones’un başrolde olduğu Mean MachineThe Longest Yard filminin daha eğlenceli bir uyarlamasıdır.

Bir zamanların ünlü futbolcusu Danny Meehan, hapse düştükten sonra mahkûmlardan oluşan bir futbol takımı kurar ve gardiyanlara karşı sahaya çıkar.

Barry Skolnick’in yönettiği film, futbolun birleştirici gücünü absürt bir mizahla harmanlıyor.

 

 

 


24 Haziran 2025 Salı

2000 YILININ EN İYİ FİLMLERİ

 ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER  – 2000 YILININ EN İYİ FİLMLERİ




1. BATTLE ROYALE (JAPONYA)


Kinji Fukasaku’nun izleyenlere kan banyosu aldıran şiddet operası. Okul disiplinin başa çıkamadığı Japonya’nın en azılı öğrencileri ve hatta aynı okulda okuyan bazı suçsuz çocuklar da birbirlerini öldürmek zorunda bırakıldıkları bir ölüm oyununa katılmaya zorlanırlar.


Şiddet filmlerinin zirvelerinden, tam bir distopik başyapıt. Yönetmen, ikinci filmi çevirmeye başlamak üzereyken kanserden ölünce, devam filmini oğlu yönetti. 





2. CROUCHING TIGER, HIDDEN DRAGON  (ÇİN)


Ang Lee’nin “en iyi yabancı film Oscar”ını kazanan epik, şiirsel filmi. Chow-Yun Fat ve Michelle Yeoh ustalara gencecik bir Ziyi Zhang, güzelliği ve oyunculuğu ile eşlik ediyor.


Müthiş bir koreografi, müthiş bir sinematografi, harika bir senaryo, oyunculuk ve yönetimle bir başyapıt ortaya çıkarmış. Aşk ve onur üzerine bir güzelleme.





3. DAİRE   (İRAN) 


İranlı auteur yönetmen Jafar Panahi’nin ilk dönem çalışmalarından olan “Daire”, İran kadınlarının içinde hapsedildikleri fasit daireyi anlatıyor.


Şövenist erkek alçaklıklarının şımarıkça zirve yaptığı İran’da kadın-erkek ayrımının işlendiği minör bir başyapıt karşımızdaki film.


Türk kadının mutlaka izlemesi gereken çarpıcı bir seyirlik.




4. MEMENTO   (ABD) 


Christopher Nolan’ın kurgu ile dansı, filme çok iyi bir katalizör olmuş. Her sahnede değişen olaylar zinciri, hafıza problemleri yaşayan protagonistimiz gibi bizi de sürprizden sürprize sürüklüyor.


Başlarda karmaşık bir olay örgüsü gibi gelen film, sabredenleri mükafatlandıracak derecede iyi yönetilmiş.




5. IN THE MOOD FOR LOVE  (H.KONG)


Wong Kar-Wai, romantik filmlere katlanamayan bendenize bile kendini sıkılmadan izlettirecek etkili bir aşk filmi yapmış.


Yasak aşk, beyazperdede bu kadar şiirsel bir şekilde çok az aktarılmıştır.





6. DAR ALANDA KISA PASLAŞMALAR  (TÜRKİYE)


Başkanıyla, hocasıyla, futbolcusuyla ve taraftarıyla amatör bir takımın (Esnafspor) profesyonelce anlatılmış öyküsü. Gerçek bir olaydan esinlenen film, “Hayat fena halde futbola benzer " sloganına uygun bir paralellikte işliyor. 


Filmde 90’ların ünlü futbolcularının da küçücük rolleri var.




7. GLADIATOR (ABD)


Ridley Scott, yıllar sonra marifetmiş gibi kopya kağıdı ile bu çok iyi filminin devamını yapıp, “pes be dede” dedirtmeden önce bu sandalet ve kılıç filmini beklenmedik bir hite dönüştürebiliyordu.


Russell Crowe’un başta Oscar olmak üzere haklı ödüllere boğulduğu rol, sinema tarihinin Spartacus’ten sonra en ikonik gladyatör rolü oldu.

EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...