18 Temmuz 2026 Cumartesi
ÇEYREK
ASIRLIK HAZİNELER – 2001 YILININ EN İYİ FİLMLERİ
1. LORD
OF THE RINGS : THE FELLOWSHIP OF THE RING (Y.ZELANDA
/ ABD)
J.R.R.
Tolkien’in tüm zamanların en iyi fantastik kitap üçlemesinden Peter Jackson,
kendi ülkesi Y.Zelanda’nın kartpostalımsı manzaraları eşliğinde harika bir
üçleme yaptı. Belki de sinema tarihinin en iyi üçlemesini.
Bu
film, hikayeyi başlatan ve bana göre az farkla da olsa üçlemenin en iyi filmi.
Müthiş bir oyuncu kadrosuyla unutulmaz bir evren yaratmanın çok sağlam bir
temeli oluşuyor filmde.
Defalarca
sıkılmadan izlenilir.
2. MULHOLLAND
DRIVE (ABD)
Auteur
yönetmen David Lynch’in başyapıtlarından. Seyirciyi bir rüyaya davet edip sonra
kapıyı arkanızdan kilitliyor yönetmen.
Hollywood'un
parlak yüzeyinin altında kaynayan hırsları, şehveti, korkuları ve kimlik
krizlerini öyle bir anlatıyor ki filmin sonunda karakterlerden çok kendi zihninizden
şüphe etmeye başlıyorsunuz. Filmin gücü tam da burada yatıyor : Anlaşılmak
yerine hissedilmek isteyen bir sinema deneyimi sunuyor.
3. SPIRITED
AWAY (JAPONYA)
Spirited
Away, çocukluk masumiyetiyle yetişkin dünyanın karmaşasını aynı kazanda
kaynatan bir animasyon harikası.
Animasyon
sinemasının en büyük ismi Hayao Miyazaki, ruhlar hamamından açgözlülüğe kadar
uzanan sembollerle dolu bir evren kurarken, küçük Chihiro'nun büyüme hikâyesini
de son derece doğal anlatıyor.
Film,
görsel yaratıcılığıyla insanı büyülüyor. No Face'in sessizce oturduğu anlar
bile birçok Hollywood karakterinden daha fazla kişilik taşıyor.
Sonuç
olarak, hem çocuklara hem yetişkinlere hitap eden nadir filmlerden biri.
4. DAS
EXPERIMENT (ALMANYA)
Das
Experiment (Deney), otoritenin insan psikolojisini nasıl dönüştürebileceğine
dair son derece rahatsız edici bir laboratuvar çalışması gibi ilerliyor.
Hapishane
simülasyonu olarak başlayan deney, kısa sürede medeniyet cilasının ne kadar
ince olduğunu gösteren bir kabusa dönüşüyor. Film, temposunu giderek
yükselterek seyirciyi karakterlerle birlikte sıkıştırıyor ve "Bu kadar da
olmaz" dedirten anlarda gerçek olaylardan esinlendiğini hatırlatarak
ekstra bir huzursuzluk yaratıyor.
5.
FİLLER VE ÇİMEN (TÜRKİYE)
Derviş
Zaim imzalı Filler ve Çimen, Türkiye'nin siyaset, mafya ve devlet ilişkilerini
anlatırken didaktik olmamayı başaran ender filmlerden biri.
Birbirinden
farklı karakterlerin yolları ustaca kesişirken film, güç sahipleriyle sıradan
insanların aynı oyunda ne kadar farklı kurallarla oynadığını gösteriyor. Hikâye
ilerledikçe “filler” tepişirken gerçekten de “çimenler” eziliyor.
Zaim'in
başarısı, bu karanlık tabloyu kuru bir politik tez olmaktan çıkarıp insani
hikâyelerle beslemesinde yatıyor.
8 Mayıs 2026 Cuma
EN İYİ ANNELİK FİLMLERi
EN İYİ ANNELİK FİLMLERi
1. ANA (SSCB/1926)
Oğlunun
1905 Marksist devrimine katılmasını istemeyen annenin hikâyesi. Buna engel
olamayan ana, zamanla bilinçlenecek ve sınıfının kavgasında öncü bir devrimci
olacaktır.
Auteur
yönetmen Pudovkin, Maksim Gorki’nin ölümsüz eserinden bir sessiz sinema klasiği
yaratmıştır.
2. MADEO
(G.KORE/2009)
Film, “anne, evladı
için vardır” sözünü ekstrem noktalara taşıyor.
Bong Joon Ho’nun karanlık ama ince
mizahı, kaliteli bir suç hikayesi olan filmde bir annenin oğlunu kurtarmak için
mantık ve etik kurallarını nasıl esnetebileceğini gösteriyor. İzlerken bir
yandan “anne işte, yapar” diyorsun, diğer yandan “o kadar da değil” diye
içinden geçiriyorsun.
3. SOPHIE’NİN SEÇİMİ (ABD/1982)
Bu film, “zor
karar” kavramını alıp en uç noktaya götürüyor ve izleyiciye ağır bir duygusal yük
bırakıyor. Alan J. Pakula yönetiminde Meryl Streep’in performansı çok güçlü.
Nazizm üzerinden tüm baskıcı rejimlerin insan
hayatına vurduğu darbelerin korkunç bir kesiti.
4. ALIENS
(ABD/1986)
James Cameron’ın
filminde anne teması, çatışmanın ortasında bile şaşırtıcı derecede “aile dramı”
hissi yaratır.
Ripley, Newt’e karşı korumacı bir bağ
geliştirirken tam anlamıyla “koruyucu anne modu”na geçer; karşısında ise gerçek
anlamda çocuklarını koruyan Xenomorph Kraliçesi vardır.
Yani aslında olay, iki annenin “benimki
daha değerli” tartışmasının aşırı agresif bir versiyonu. Biri alev makinesiyle,
diğeri asitle konuşuyor.
5. AÇLIK
(TÜRKİYE/1974)
Bilge Olgaç’ın yazıp yönettiği film,
zorba ağalarının insafı altında açlıkla cebelleşen köylülerin dramını
anlatıyor.
Türkan Şoray’ı sinemadaki en önemli
rollerinden birinde gördüğümüz film, çarpıcı finali ile uzun süre sizinle
kalıyor. Anne fedakarlığının Türk sinemasında en etkileyici anlatımı.
6. HAMNET
(İNGİLTERE/2025)
Chloe Zhao’nun filminde
anne teması, yoğun bir duygusal derinlikle işlenir. Annelik Agnes Shakespeare
için artık kayıp, yas ve çaresizlikle iç içe geçmiş bir deneyimdir.
Hikâye, özgür ruhlu bir annenin çocuğunu
kaybetmesinin ardından yaşadığı sarsıcı boşluğu ve dünyayla kurduğu ilişkinin
nasıl değiştiğini merkezine alır. Shakespeare’ın “Hamlet” oyunu ile bağlantısı
çok güzel verilmiş.
7. SERIAL MOM
(ABD/1994)
Banliyö hayatının
pastel renkli kabus versiyonu gibi: kek yapan, dedikodu yapan ama aynı zamanda
“yanlış kaset iade ettin” diye cinayet işleyebilen bir anne.
Aykırı yönetmen John Waters’ın filmi, özellikle
korona ile viral olan “Karen” stereotipinin adeta öncül ve turbo versiyonu.
13 Mart 2026 Cuma
YARIM ASIRLIK HAZİNELER – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ
YARIM ASIRLIK
HAZİNELER – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ
1. TAXI
DRIVER (MARTIN SCORSESE / ABD)
Travis Bickle
(Robert DeNiro), yalnızlığın insana neler yaptırabileceğinin sinematik
kanıtıdır. Film, bu sorunun cevabını aynada kendiyle kavga eden bir adamla
verir.
Scorsese, şehrin
pisliğini temizlemek için süpürge değil, travmalı bir Vietnam gazisi kullanır;
sonuçta ortaya çıkan şey hem rahatsız edici, hem de tuhaf biçimde ikna
edicidir. Sinemanın en karanlık içsel dönüşüm hikâyelerindendir.
2. ROCKY (JOHN G. AVILDSEN / ABD)
Rocky Balboa, kelimelerden
çok yumruklarını konuşturanların sinemadaki onurlu temsilcisidir.
Film, “imkânsız,
ulaşılabilir midir?” sorusuna minimalist diyaloglar ve bol terli antremanlarla
cevap verir. Önemli olan şampiyonluk değil, nasıl ayakta kaldığınızdır.
Stallone’nin
yazıp, oynadığı Rocky, motivasyon konuşmalarını kum çuvalına doldurup, pata
küte girişen bir klasiktir.
Daha sonra 9
filmlik bir film serisine dönüşmüştür.
3. THE
OMEN (RICHARD DONNER / ABD)
The Omen,
“çocuğumuz biraz huysuz ama” diye başlayan ebeveynliğin nasıl felakete çıkacağını
anlatır.
Film,
masumiyetle şeytaniliği aynı bebek arabasına koyup seyirciyi huzursuz bir
gezintiye çıkarır. Her köşe başında kötü bir alamet, her bakışta kozmik bir
tehdit vardır.
The Omen, çocuk
haylazlığının gotik dehşet boyutunda beşikte sallanması gibidir. Daha sonra
birçok devam ve öncül filmi çevrildi ama en iyisi bu.
4.
HABABAM SINIFI UYANIYOR (ERTEM
EĞİLMEZ / TÜRKİYE)
Rıfat
Ilgaz’ın ölümsüz eserinden. Senaryo Sadık Şendil’in. Serinin üçüncü filmi.
Gülmekten
yerlere yatırır ama bazı küçük anlarda da gözünüzden birkaç damla yaş getirir.
Efsane
kadrosuyla (artık Tarık Akan’sız) bu “ anlatılmaz / yaşanır “ komedi klasiğini
5 kereden az izleyen bizden değildir (!).
5. BEŞİNCİ
MÜHÜR (ZOLTAN FABRI / MACARİSTAN)
Beşinci Mühür,
bir meyhanede başlayan sıradan bir sohbetin nasıl ağır bir vicdan sınavına
dönüşebileceğini anlatır.
Film, seyirciye
rahat koltukta otururken rahatsız edici sorular sormayı görev edinir: “İyi
olmak mı, hayatta kalmak mı?”
Cevaplar kolay
değildir, çünkü burada kahramanlık sloganla değil, bedelle ölçülür. Beşinci
Mühür, kendi içine bakmaya cesareti olanları ödüllendiren sert ama dürüst bir
tokattır.
6. SÜT
KARDEŞLER (ERTEM EĞİLMEZ / TÜRKİYE)
Hüseyin
Rahmi Gürpınar’ın eserinin çayır çimen serbest bir uyarlaması film, dev kadrosu
ile tipik bir Arzu film komedi klasiğidir.
Türk
sinemasının komedi klasiklerinden olan filmin ezbere bilinen sahnelerini
hatırladığımızda bile gülümseriz.
12 Şubat 2026 Perşembe
En İyi Romantik Gerilim Filmleri
En
İyi Romantik Gerilim Filmleri
1.
REAR WINDOW – ARKA PENCERE - ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1954
James Stewart’in tekerlekli
sandalyeden kalkmadan oyunculuk dersi verdiği mizah sosu unutulmamış filmin
yarattığı gerilimi de tıpkı kahramanımız gibi oturduğunuz koltuktan bile
hissedeceksiniz. Tam bir sinema dersi, bir başyapıt.
Geleceğin Monaco Prensesi
Grace Kelly de 25 yaşının tüm güzelliği ile iyi bir oyun vermiş.
2.
THE HANDMAIDEN – HİZMETÇİ - PARK CHAN-WOOK – G.KORE - 2016
Auteur yönetmenin erotizm, entrika ve sınıf
çatışmasını ustaca iç içe geçirdiği film, izleyiciye sürekli sürprizler yapan
bir yapıda ilerliyor.
Filmin görselliği ve dönem atmosferi son derece çarpıcı;
ancak filmin bazı bölümlerinde tempo düşüyor. Yine de son tahlilde, güçlü kadın
karakterleri ve katmanlı anlatımıyla modern bir klasik.
3.
GONE GIRL – KAYIP KIZ - DAVID FINCHER – ABD - 2014
Gerilim ustası David Fincher, medyanın, evliliğin ve
“ideal çift” mitinin karanlık yüzünü soğukkanlı bir sinizmle irdeliyor.
Ben Affleck’in donuk oyunculuğuna karşın, Rosamund
Pike’ın muhteşem performansı filmin asıl itici gücü ve karakterin psikolojik
karmaşıklığını ikonik hale getiriyor.
Hikâye yer yer manipülatif ve abartılı hissettirse
de, izleyiciyi rahatsız eden bu ton zaten filmin temel gücünü oluşturuyor.
4.
VERTIGO – YÜKSEKLİK KORKUSU - ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1958
Hitchcock’un psikolojiye en
çok yaslanan filmlerinden biri. Yönetmenin fetiş aktörü James Stewart’ın bu
takıntılı aşık rolüne kusursuz bir Hitchcock sarışını olan Kim Novak eşlik
ediyor.
Sonu çok şaşırtıcı olmadığı
halde, hipnotize edici bir film. Devrimci kamera hareketleri de işin şık
cilası.
5.
DOUBLE INDEMNITY – ÇİFTE TAZMİNAT - BILLY WILDER – ABD - 1944
Film noir’ın (kara film) temel yapı taşlarından biri
olan Double Indemnity, kader, açgözlülük ve suçun kaçınılmaz bedeli temalarını
son derece sıkı bir senaryo ve keskin diyaloglarla işliyor.
Barbara Stanwyck’in soğuk cazibesi ve Fred
MacMurray’nin içsel çöküşü, karakterleri unutulmaz kılıyor. Bazı anlatım
kalıpları bugün tahmin edilebilir gelse de, türün ruhunu bu kadar saf ve etkili
yansıtan çok az film var.
6
. REBECCA – ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1940
Daphne Du Maurier’in çok satan
kitabından uyarlanan filmde, Laurence Olivier’in başını çektiği çok iyi bir oyuncu
kadrosunun yanı sıra gerilim ustası
yönetmenimizin mahareti ile malikâne bile adeta rol kesiyor.
Kocasının eski eşinin hatırası
altında bunalan yeni gelinin hissettiği gerilim sizi de sarıyor.
2 Kasım 2025 Pazar
EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ
EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ
1. The Thing (John
Carpenter – ABD -1982)
Film, Antarktika’da geçiyor ama ortam hızlıca cehennem
sıcaklığına dönüşüyor!
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ha?” sorusu bu filmde
sadece bir klişe değil, kelimenin tam anlamıyla ölüm kalım meselesi. Herkes her
an herkes olabilir; takım arkadaşın mı, yoksa örümcek adımlı katil bir uzaylı
mı, kim bilebilir?
1951 tarihli filmin yeniden çevrimi.
2. Evil Dead 2 (Sam
Raimi – ABD - 1987)
İlk filmden sonra “daha fazla kan, çok daha fazla komedi”
diyenlere gelsin ! Elektrikli testereyle önce kolunu, sonra da zombileri kesen
bir adam, dans eden ölüler ve kan fışkırtan duvarlar.
B-filmlerinin zirvelerinden. “Korkuturken güldüren” değil, “güldürürken
korkutan” bir şaheser.
3. Dawn of the Dead
(George A. Romero – ABD - 1978)
Zombiler AVM’de ! Kapitalizm eleştirisini daha zekice yapmak
isteyen varsa buyursun denesin. “Yaşarken de alışveriş bağımlısıydık zaten…”
temalı bir sosyal taşlama. Hem de kanlısından. Zombiler yavaş ama Romero’nun sistem
eleştirisi hızlı.
“Night of the Living Dead” başyapıtına 10 yıl sonra bir ekleme
yapıyor üstat ve (maalesef giderek kötüleşecek) 6 filmlik bir franchise
serisini başlatıyor.
4. Evil Dead (Sam
Raimi – ABD - 1981)
Beş genç, ormanın ortasında bir kulübeye tatile gider ve sonrası
cehennem... Necronomicon (H.P.Lovecraft’ın popüler kültüre kazandırdığı uydurma
“Ölüler Kitabı”) ile uğraşacağınıza ders kitaplarından şaşmasaydınız iyiydi,
gençler !
Düşük bütçeyle maksimum korku veren, ders gibi bir film. Kamera
bile şeytani; uçuyor, kaçıyor, bağırıyor. Üç filmlik muhteşem serinin
başlangıcı.
5. Saw (James Wan –
ABD - 2004)
“Hayatta kalma oyunu” konseptini öyle bir sundu ki sonradan çoğu
vasat 11 filmlik bir seriye dönüştü efsane film. İstanbul’da açılan korku
evlerine yıllarca ekmek yedirdi.
Jigsaw birader ölümcül bulmacalarla ahlak dersi veriyor ama
yöntemi biraz… kanlı.
Düşük bütçeli zekice bir gerilim, hem mide kaldıran cinsten.
Tuvalette başlamasından anlaşılmalıydı.
6. Braindead (Peter
Jackson – Y.Zelanda - 1992)
Despot annesi ile yaşayan çocuk-adamın annesi bir gün hayvanat
bahçesini gezerken, değişik bir maymun türü tarafından ısırılır ve şenlik ve
kan banyosu başlar.
Oedipus kompleksi ile yıllardır duş alan esas oğlanımız, bir
yandan grotesk bir canavara dönüşen annesi ile bir yandan da evi basan
zombilerle bir ölüm kalım tangosuna girişir.
Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yönetmeninden her mideye göre
olmayan ama eğlenceli bir kaos !
28 Ağustos 2024 Çarşamba
EN İYİ GAZETECİLİK FİLMLERİ
1. CITIZEN KANE (ABD – 1941)
Orson Welles’in henüz 25 yaşında iken yaptığı zamansız klasik.
Gerek çekim açı ve teknikleri, gerekse senaryo teknikleri ile (aldığı tek Oscar) sinemaya bir çok yenilik kazandıran film, merak uyandıran hikâyesi ile de güncelliğini koruyor. Bir medya baronunun skandallarla dolu hayatı.
Yıllar boyunca yapılan bir çok en iyi film anketinde en önde ya da önlerde gelen film, gücünden hiçbir şey kaybetmedi.
2. BAŞKANIN BÜTÜN ADAMLARI (ABD – 1976)
ABD Başkanı Nixon’ı 1974’te istifaya zorlayan Watergate Skandalı’nı ortaya çıkaran iki gazeteci rolünde Robert Redford ve Dustin Hoffman karşılıklı döktürüyorlar.
Usta yönetmen Alan J. Pakula, olayı nakış gibi işleyerek tıkır tıkır işleyen bir anlatım tarzı tutturmuş. 4 dalda Oscar kazanmış.
3. ZODIAC (ABD - 2007)
Modern sinemanın ustalarından David Fincher’ın 60 ların spnu ve 70 lerin başında faaliyet gösteren ve asla yakalanmayan Zodiak katili hakkında yaptığı film.
Olayı takıntı haline getiren bir gazete karikatürcüsünün ve gazetesinin etrafında şekillenen hikâye, gerçeklere oldukça sadık. Ensembl oyuncu kadrosu ile de göz kamaştırıyor.
4. UNDER FIRE (ABD – 1983)
70 lerin sonunda, devrimle yıkılmadan önce diktatör Somoza’nın baskıcı rejimiyle ezilen Nikaragua’da romantik bir üçgen eşliğinde iç savaşın dehşeti.
Gene Hackman, Nick Nolte, Joanna Cassidy, Ed Harris gibi usta oyuncular Roger Spotiswoode yönetiminde kusursuz oynamışlar.
5. THE KILLING FIELDS (ABD – 1984)
Dünyanın gördüğü en kanlı diktatörlerden olan Pol Pot, Kamboçya’da “Yıl : Sıfır” operasyonuyla tam iki milyon insanı katletmişti.
Bu gerçek ve korkunç hikâye, Amerikalı ve Kamboçyalı iki kahramanımızın gözünden anlatılıyor. Tarihi filmlerin usta yönetmeni Roland Joffe’den. 3 dalda Oscar kazanmış.
6. ACE IN THE HOLE (ABD – 1951)
Billy Wilder ustanın Kirk Douglas’ın en iyi oyunculuklarından biriyle yarattığı film, gözden düşmüş bir gazetecinin yerleştiği kırsal alanda yakaladığı bir hikayenin nasıl ulusal bir histeriye dönüştüğünü anlatıyor.
Günümüzün hırsla işleyen çarklarının nasıl yağlandığını on yıllar sonra bile aynı çıplaklığıyla ifşa eden değerli bir film.
7. CHINA SYNDROME (ABD – 1979)
Nükleer bir reaktörün felakete doğru ilerlediğini gören bir çalışan insiyatif kullanır ve olayı kapamaya çalışan patronları çözüme zorlamak için insanları rehin alır.
ABD’de yaşanan benzer olaylardan ilham alan film, birkaç yıl sonra gerçekleşecek korkunç Çernobil felaketinin de adeta gelişini önceden haber veriyor.
EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ
EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ 9. THE CAT RETURNS (Japonya - 2002) Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...
-
Nisan 2013’te başladığım “DAĞITIM KANALI” dergisi sinema yazarlığında 13. Yılım şerefine son 13 yılın en iyi filmlerini listeledim. ...
-
EN İYİ SALGIN FİLMLERİ (Korku filmi olmayan) 6. FLU – G.KORE - 2013 G.Kore’de ölümcül ve havadan yayılan bir virüs ortay...
-
EN İYİ SUÇ KOMEDİSİ FİLMLERİ 1. BÜYÜK LEBOWSKI (ABD) Coen Biraderlerin parlak kariyerlerinin zirvelerinden. Hınzırca komik bir k...


























