13 Mart 2026 Cuma
YARIM ASIRLIK HAZİNELER – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ
YARIM ASIRLIK
HAZİNELER – 1976’nın EN İYİ FİLMLERİ
1. TAXI
DRIVER (MARTIN SCORSESE / ABD)
Travis Bickle
(Robert DeNiro), yalnızlığın insana neler yaptırabileceğinin sinematik
kanıtıdır. Film, bu sorunun cevabını aynada kendiyle kavga eden bir adamla
verir.
Scorsese, şehrin
pisliğini temizlemek için süpürge değil, travmalı bir Vietnam gazisi kullanır;
sonuçta ortaya çıkan şey hem rahatsız edici, hem de tuhaf biçimde ikna
edicidir. Sinemanın en karanlık içsel dönüşüm hikâyelerindendir.
2. ROCKY (JOHN G. AVILDSEN / ABD)
Rocky Balboa, kelimelerden
çok yumruklarını konuşturanların sinemadaki onurlu temsilcisidir.
Film, “imkânsız,
ulaşılabilir midir?” sorusuna minimalist diyaloglar ve bol terli antremanlarla
cevap verir. Önemli olan şampiyonluk değil, nasıl ayakta kaldığınızdır.
Stallone’nin
yazıp, oynadığı Rocky, motivasyon konuşmalarını kum çuvalına doldurup, pata
küte girişen bir klasiktir.
Daha sonra 9
filmlik bir film serisine dönüşmüştür.
3. THE
OMEN (RICHARD DONNER / ABD)
The Omen,
“çocuğumuz biraz huysuz ama” diye başlayan ebeveynliğin nasıl felakete çıkacağını
anlatır.
Film,
masumiyetle şeytaniliği aynı bebek arabasına koyup seyirciyi huzursuz bir
gezintiye çıkarır. Her köşe başında kötü bir alamet, her bakışta kozmik bir
tehdit vardır.
The Omen, çocuk
haylazlığının gotik dehşet boyutunda beşikte sallanması gibidir. Daha sonra
birçok devam ve öncül filmi çevrildi ama en iyisi bu.
4.
HABABAM SINIFI UYANIYOR (ERTEM
EĞİLMEZ / TÜRKİYE)
Rıfat
Ilgaz’ın ölümsüz eserinden. Senaryo Sadık Şendil’in. Serinin üçüncü filmi.
Gülmekten
yerlere yatırır ama bazı küçük anlarda da gözünüzden birkaç damla yaş getirir.
Efsane
kadrosuyla (artık Tarık Akan’sız) bu “ anlatılmaz / yaşanır “ komedi klasiğini
5 kereden az izleyen bizden değildir (!).
5. BEŞİNCİ
MÜHÜR (ZOLTAN FABRI / MACARİSTAN)
Beşinci Mühür,
bir meyhanede başlayan sıradan bir sohbetin nasıl ağır bir vicdan sınavına
dönüşebileceğini anlatır.
Film, seyirciye
rahat koltukta otururken rahatsız edici sorular sormayı görev edinir: “İyi
olmak mı, hayatta kalmak mı?”
Cevaplar kolay
değildir, çünkü burada kahramanlık sloganla değil, bedelle ölçülür. Beşinci
Mühür, kendi içine bakmaya cesareti olanları ödüllendiren sert ama dürüst bir
tokattır.
6. SÜT
KARDEŞLER (ERTEM EĞİLMEZ / TÜRKİYE)
Hüseyin
Rahmi Gürpınar’ın eserinin çayır çimen serbest bir uyarlaması film, dev kadrosu
ile tipik bir Arzu film komedi klasiğidir.
Türk
sinemasının komedi klasiklerinden olan filmin ezbere bilinen sahnelerini
hatırladığımızda bile gülümseriz.
12 Şubat 2026 Perşembe
En İyi Romantik Gerilim Filmleri
En
İyi Romantik Gerilim Filmleri
1.
REAR WINDOW – ARKA PENCERE - ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1954
James Stewart’in tekerlekli
sandalyeden kalkmadan oyunculuk dersi verdiği mizah sosu unutulmamış filmin
yarattığı gerilimi de tıpkı kahramanımız gibi oturduğunuz koltuktan bile
hissedeceksiniz. Tam bir sinema dersi, bir başyapıt.
Geleceğin Monaco Prensesi
Grace Kelly de 25 yaşının tüm güzelliği ile iyi bir oyun vermiş.
2.
THE HANDMAIDEN – HİZMETÇİ - PARK CHAN-WOOK – G.KORE - 2016
Auteur yönetmenin erotizm, entrika ve sınıf
çatışmasını ustaca iç içe geçirdiği film, izleyiciye sürekli sürprizler yapan
bir yapıda ilerliyor.
Filmin görselliği ve dönem atmosferi son derece çarpıcı;
ancak filmin bazı bölümlerinde tempo düşüyor. Yine de son tahlilde, güçlü kadın
karakterleri ve katmanlı anlatımıyla modern bir klasik.
3.
GONE GIRL – KAYIP KIZ - DAVID FINCHER – ABD - 2014
Gerilim ustası David Fincher, medyanın, evliliğin ve
“ideal çift” mitinin karanlık yüzünü soğukkanlı bir sinizmle irdeliyor.
Ben Affleck’in donuk oyunculuğuna karşın, Rosamund
Pike’ın muhteşem performansı filmin asıl itici gücü ve karakterin psikolojik
karmaşıklığını ikonik hale getiriyor.
Hikâye yer yer manipülatif ve abartılı hissettirse
de, izleyiciyi rahatsız eden bu ton zaten filmin temel gücünü oluşturuyor.
4.
VERTIGO – YÜKSEKLİK KORKUSU - ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1958
Hitchcock’un psikolojiye en
çok yaslanan filmlerinden biri. Yönetmenin fetiş aktörü James Stewart’ın bu
takıntılı aşık rolüne kusursuz bir Hitchcock sarışını olan Kim Novak eşlik
ediyor.
Sonu çok şaşırtıcı olmadığı
halde, hipnotize edici bir film. Devrimci kamera hareketleri de işin şık
cilası.
5.
DOUBLE INDEMNITY – ÇİFTE TAZMİNAT - BILLY WILDER – ABD - 1944
Film noir’ın (kara film) temel yapı taşlarından biri
olan Double Indemnity, kader, açgözlülük ve suçun kaçınılmaz bedeli temalarını
son derece sıkı bir senaryo ve keskin diyaloglarla işliyor.
Barbara Stanwyck’in soğuk cazibesi ve Fred
MacMurray’nin içsel çöküşü, karakterleri unutulmaz kılıyor. Bazı anlatım
kalıpları bugün tahmin edilebilir gelse de, türün ruhunu bu kadar saf ve etkili
yansıtan çok az film var.
6
. REBECCA – ALFRED HITCHCOCK – ABD - 1940
Daphne Du Maurier’in çok satan
kitabından uyarlanan filmde, Laurence Olivier’in başını çektiği çok iyi bir oyuncu
kadrosunun yanı sıra gerilim ustası
yönetmenimizin mahareti ile malikâne bile adeta rol kesiyor.
Kocasının eski eşinin hatırası
altında bunalan yeni gelinin hissettiği gerilim sizi de sarıyor.
2 Kasım 2025 Pazar
EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ
EN İYİ KAN-REVAN KORKU (SPLATTER) FİLMLERİ
1. The Thing (John
Carpenter – ABD -1982)
Film, Antarktika’da geçiyor ama ortam hızlıca cehennem
sıcaklığına dönüşüyor!
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ha?” sorusu bu filmde
sadece bir klişe değil, kelimenin tam anlamıyla ölüm kalım meselesi. Herkes her
an herkes olabilir; takım arkadaşın mı, yoksa örümcek adımlı katil bir uzaylı
mı, kim bilebilir?
1951 tarihli filmin yeniden çevrimi.
2. Evil Dead 2 (Sam
Raimi – ABD - 1987)
İlk filmden sonra “daha fazla kan, çok daha fazla komedi”
diyenlere gelsin ! Elektrikli testereyle önce kolunu, sonra da zombileri kesen
bir adam, dans eden ölüler ve kan fışkırtan duvarlar.
B-filmlerinin zirvelerinden. “Korkuturken güldüren” değil, “güldürürken
korkutan” bir şaheser.
3. Dawn of the Dead
(George A. Romero – ABD - 1978)
Zombiler AVM’de ! Kapitalizm eleştirisini daha zekice yapmak
isteyen varsa buyursun denesin. “Yaşarken de alışveriş bağımlısıydık zaten…”
temalı bir sosyal taşlama. Hem de kanlısından. Zombiler yavaş ama Romero’nun sistem
eleştirisi hızlı.
“Night of the Living Dead” başyapıtına 10 yıl sonra bir ekleme
yapıyor üstat ve (maalesef giderek kötüleşecek) 6 filmlik bir franchise
serisini başlatıyor.
4. Evil Dead (Sam
Raimi – ABD - 1981)
Beş genç, ormanın ortasında bir kulübeye tatile gider ve sonrası
cehennem... Necronomicon (H.P.Lovecraft’ın popüler kültüre kazandırdığı uydurma
“Ölüler Kitabı”) ile uğraşacağınıza ders kitaplarından şaşmasaydınız iyiydi,
gençler !
Düşük bütçeyle maksimum korku veren, ders gibi bir film. Kamera
bile şeytani; uçuyor, kaçıyor, bağırıyor. Üç filmlik muhteşem serinin
başlangıcı.
5. Saw (James Wan –
ABD - 2004)
“Hayatta kalma oyunu” konseptini öyle bir sundu ki sonradan çoğu
vasat 11 filmlik bir seriye dönüştü efsane film. İstanbul’da açılan korku
evlerine yıllarca ekmek yedirdi.
Jigsaw birader ölümcül bulmacalarla ahlak dersi veriyor ama
yöntemi biraz… kanlı.
Düşük bütçeli zekice bir gerilim, hem mide kaldıran cinsten.
Tuvalette başlamasından anlaşılmalıydı.
6. Braindead (Peter
Jackson – Y.Zelanda - 1992)
Despot annesi ile yaşayan çocuk-adamın annesi bir gün hayvanat
bahçesini gezerken, değişik bir maymun türü tarafından ısırılır ve şenlik ve
kan banyosu başlar.
Oedipus kompleksi ile yıllardır duş alan esas oğlanımız, bir
yandan grotesk bir canavara dönüşen annesi ile bir yandan da evi basan
zombilerle bir ölüm kalım tangosuna girişir.
Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin yönetmeninden her mideye göre
olmayan ama eğlenceli bir kaos !
20 Eylül 2025 Cumartesi
EN İYİ SPOR DRAMALARI
EN İYİ SPOR DRAMALARI
6.
DAMNED UNITED – İngiltere – 2009
Tom
Hooper’dan 70'li yılların en büyük teknik direktörü Brian Clough’nun hikayesi.
O
zamanların devi Leeds United takımındaki 44 günlük teknik direktörlük
macerasına odaklanan film, daha sonra Nottingham Forest ile futbol tarihinin
tekrarı imkansız başarısına (Dört yılda 2.ligden üst üste iki yıl Avrupa
Şampiyonu olmaya) giden yolu anlatan harika bir biyografik film.
5.
HOOSIERS - ABD - 1986
İlk
filminde yönetmen David Anspaugh beyazperdeye üçlük atıyor.
Tek
eksiği tüm basketbol oyuncularının beyaz olması ama dönem filmi olduğu için bu
da göz ardı edilebilir. ABD’nin hiç masum olmayan bir döneminde, 50’lilerde
geçen bir underdog hikayesi bu sonuçta.
İkinci
şansların, dostlukların, kırgınlıkların, geri dönüşlerin harika anlatımı. Gene
Hackman ve Dennis Hopper karşılıklı döktürüyor. Slam Dunk !
4. ROCCO VE KARDEŞLERİ - İTALYA – 1960
İtalyan auteur yönetmen Luchino
Visconti’nin Alain Delon’u maksimum verimle yönettiği bir sinema klasiği.
Kaliteli bir Akdeniz melodramı olan film,
büyük şehre göç edip, hayata tutunmaya çalışan bir ailenin yaşadığı iniş
çıkışları müthiş bir gerçeklilikle veriyor. Venedik Film Festivali Jüri özel
ödüllü.
3. ROCKY - ABD – 1976
3 filmlik Creed serisini de sayarsak,
toplam 8 devam filmine sahip tüm zamanların en ünlü boks filmi ve franchise’ı.
Sylvester Stallone’nun bir daha
ulaşamadığı aktörlük ve senaristlik zirvesi. 10 dalda Oscar adayı olup, en iyi
film, yönetmen (John G. Avildsen) ve kurgu dallarında ödüle uzanan alçak
gönüllü “underdog” epiği.
2. RAGING BULL -
ABD – 1980
Robert DeNiro’nun ikinci ve sonuncu
Oscar’ını kazandığı film, usta yönetmen Martin Scorsese ile en verimli
işbirliği.
8 dalda Oscar’a aday olup, sadece ikisini
kazanan ve Scorsese’in şaşırtıcı bir şekilde (sanırım o zamanki şöhret
farkıyla) en iyi yönetmen ödülünü Robert Redford’a kaptırdığı film, İtalyan
asıllı Amerikalı boksör Jake LaMotta’nın hayatını anlatıyor. Siyah beyaz bir
modern zaman klasiği.
1. CEHENNEMDE İKİ DEVRE - Macaristan - 1961
Macar auteur yönetmen Zoltan Fabri,
Ukrayna’da geçen gerçek bir olayı Macaristan’a taşımış. Hitler’in doğum gününde
Naziler esirleri Macarlarla bir maç düzenler. Macar takımının en önemli
oyuncusu da eski Milli oyuncu Onodi’dir.
İnsani koşullar sağlanması karşılığında
kaptanlığı ve antrenörlüğü kabul eden Onodi, arkadaşları ile fırsatını
bulduğunda firar ederler. Ancak, yakalanıp, maça çıkmaya zorlanırlar. Gerisi
tarihin epik bir sayfasının kusursuz aktarımı.
1 Temmuz 2024 Pazartesi
1999’un EN İYİ 7 FİLMİ - ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER
ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER – 1999’un EN İYİ 7 FİLMİ
7. GALAXY QUEST – DEAN PARISOT (ABD)
İlhamını Star Trek (Uzay Yolu) dizisinden alan, geniş ve çok iyi bir oyuncu kadrosuna sahip dört dörtlük parodi.
Uzayda tesadüfen sinyalini yakalayıp seyrettikleri TV dizisini gerçek sanıp, gezegenlerinin işgalcilerine karşı çok da akıllı olmayan aktör kahramanlarımızdan yardım isteyen sempatik uzaylıların eğlenceli hikâyesi.
6. GREEN MILE – FRANK DARABONT (ABD)
Stephen King’in korkutmayan doğa üstü romanlarından biri olan Yeşil Yol’u onun favori yönetmenlerinden, IMDb’ye göre dünyanın en sevilen filmi “The Shawshank Redemption”ın da yönetmeni olan Frank Darabont yönetmiş.
Sırf siyahi olduğu için haksız yere idama mahkum edilmiş doğaüstü bir insanın fantastik öyküsünü izlerken üç saatin nasıl geçtiğini hiç anlamıyorsunuz.
5. DOGMA – KEVIN SMITH (ABD)
Çizgi roman yazarı, senarist, yönetmen Kevin Smith’ten organize dinin absürtlüğü üzerine yapılmış çok komik, çok sağlam bir film.
Başpiskoposu ünlü ateist komedyen, benim de favori stand up sanatçım George Carlin’e oynatmak; tanrıyı kadın yapmak gibi hin buluşlara sahip film, katolik dininin safsatalarına, mitlerine uzak insanlara bile kendini keyifle seyrettiriyor.
4. SIXTH SENSE – M.NIGHT SHYAMALAN (ABD)
Hint asıllı ABD’li yönetmenin tüm dünyayı şaşırtan, sinema tarihinin en meşhur, en çarpıcı “twist”lerinden birine sahip filmi çok iyi oynamış üç oyuncunun omuzlarında hak ettiği yere geliyor.
Çıktığı günden bu yana sayısız popüler kültür eserine referans olmuş bir modern zaman klasiği.
3. PRINCESS MONONOKE – HAYAO MIYAZAKI (JAPONYA)
Anime sinemasının dünyadaki en büyük ustası Miyazaki’nin başyapıtlarından.
Güçlü bir çevreci mesajı dozunda bir şiddet içeren canlı bir anlatımla veren tüm zamanların en iyi anime filmlerinden biri. Japon mitlerinin perdede sanatsal ve eşsiz bir tasviri.
2. MATRIX – A.& L. WACHOWSKI (ABD)
Sonradan sırayla cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirip kız kardeşler olan Wachowski Biraderlerin yeni bir yüzyılın eşiğinde çığır açıcı filmi.
Keşke devamı gelmeseydi dedirten (hele ki kadın olduktan sonra çektikleri korkunç kötü son film) bir bilim kurgu başyapıtı. Felsefi açılımlarının yanı sıra çok başarılı bir aksiyon filmi.
1.FIGHT CLUB – DAVID FINCHER (ABD)
Millenyuma bir kala anarşist bir çığlık, dövüş kulübündeki yumruklar gibi sarsan bir film.
Chuck Palaniuk’un eserinden sinemaya uyarlanan film, sürpriz finali ile kelimenin tam anlamıyla bomba gibi bir kapanış (ve belki de başlangıç) manifestosuna sahip.
21 Temmuz 2023 Cuma
EN İYİ RESTORAN FİLMLERİ
EN İYİ RESTORAN FİLMLERİ
6. DINNER RUSH – ABD - 2000
İtalyan mutfağının bol kepçe yemekleri ve ateşli aşçıları kıvamında tam bir karakter çalışması. Yönetmen Bob Grimaldi, iki film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü almış.
Altının ateşi kademe kademe açılan, yapımı zahmetli bir ravioli gibi izleyeni yavaş yavaş kendine bağlayan bir film. Mafya ile başı belada olan bir restoran sahibi ve elemanlarının heyecanlı bir gecesini anlatan film, pek bilinmeyen bir gizli mücevher.
5. PERFECT SENSE – İNGİLTERE - 2011
İnsanların beş duyularının (koku duyusundan başlayarak) sırayla kaybolmaya başladığı bir dünyada bir aşçı ile bilim kadının aşkı anlatılıyor.
Bildiğimiz dünyanın “gözlerimizin” önünde yavaş yavaş değişerek tarihe karışmasının iki insanın sevgisi üzerinden verildiği özgün bir film.
Gerilimli dramların başarılı yönetmeni David Mackenzie’den.
4. RATATOUILLE – ABD - 2007
En iyi animasyon yönetmenlerinden Brad Bird’den çok iyi bir komedi.
Yemek yapmasını çok iyi bilen bir farenin gizli yardımcılığıyla bir aşçı yamağının giderek usta bir aşçıya evrilmesinin hikâyesi.
Usta komedyenlerin ve veteran karakter oyuncularının seslendirdiği filmi mutlaka orijinal dilinde seyredin (çocuğunuzla seyretmiyorsanız tabi)
En iyi animasyon film oscarı dahil ödüllere boğulmuş bir anime klasiği.
3. BIG NIGHT – ABD - 1996
Stanley Tucci ve Campbell Scott’ın yönetip, oynadığı (Tucci başrolde, Scott küçük bir rolde) film, iki İtalyan kardeşin ABD’de o dönemlerde pek tanınmayan İtalyan mutfağını maddi imkânsızlıklara rağmen idealistçe kabul ettirme çabalarını anlatıyor.
Çok sayıda ödül kazanmış, çok sağlam bir dramedi.
2. THE MENU – ABD - 2022
Mark Mylod’dan korku ve kara mizahı çok iyi harmanlayan bir “Fine dining” gerilimi.
Giderek hayatımıza yerleşen “fine dining” (müşterinin lüks bir restoranda özel ilgi ile ağırlanması) konseptini trajikomik bir şekilde ele alan film, korkutucu ve eğlenceli olmayı başarıyor.
Burada en büyük pay, efsanevi bir şefi oynayan Ralph Fiennes’te.
1. THE COOK, THE THIEF, HIS WIFE & HER LOVER – İNGİLTERE - 1989
Peter Greenaway ustanın zamanında hem dünyayı, hem İstanbul film festivali müdavimlerini şoka soktuğu çarpıcı başyapıtı.
Tutku, yemek, aşk ve ölüm arasında bol cinsellik soslu rengarenk bir dünya kurmayı başaran auteur yönetmen, parlak oyunculuklara paralel işlenmiş şaşırtıcı setlerin etkileyiciliği ile grotesk bir ortamın içine çekip bırakıyor izleyeni.
Sonunda da bomba gibi bir finalle, tıpkı abartılı bir şölenin sonu gibi bitiriyor filmini.
EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ
EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ 9. THE CAT RETURNS (Japonya - 2002) Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...
-
Nisan 2013’te başladığım “DAĞITIM KANALI” dergisi sinema yazarlığında 13. Yılım şerefine son 13 yılın en iyi filmlerini listeledim. ...
-
EN İYİ SALGIN FİLMLERİ (Korku filmi olmayan) 6. FLU – G.KORE - 2013 G.Kore’de ölümcül ve havadan yayılan bir virüs ortay...
-
EN İYİ SUÇ KOMEDİSİ FİLMLERİ 1. BÜYÜK LEBOWSKI (ABD) Coen Biraderlerin parlak kariyerlerinin zirvelerinden. Hınzırca komik bir k...
























