EN İYİ ANNELİK FİLMLERi
1. ANA (SSCB/1926)
Oğlunun
1905 Marksist devrimine katılmasını istemeyen annenin hikâyesi. Buna engel
olamayan ana, zamanla bilinçlenecek ve sınıfının kavgasında öncü bir devrimci
olacaktır.
Auteur
yönetmen Pudovkin, Maksim Gorki’nin ölümsüz eserinden bir sessiz sinema klasiği
yaratmıştır.
2. MADEO
(G.KORE/2009)
Film, “anne, evladı
için vardır” sözünü ekstrem noktalara taşıyor.
Bong Joon Ho’nun karanlık ama ince
mizahı, kaliteli bir suç hikayesi olan filmde bir annenin oğlunu kurtarmak için
mantık ve etik kurallarını nasıl esnetebileceğini gösteriyor. İzlerken bir
yandan “anne işte, yapar” diyorsun, diğer yandan “o kadar da değil” diye
içinden geçiriyorsun.
3. SOPHIE’NİN SEÇİMİ (ABD/1982)
Bu film, “zor
karar” kavramını alıp en uç noktaya götürüyor ve izleyiciye ağır bir duygusal yük
bırakıyor. Alan J. Pakula yönetiminde Meryl Streep’in performansı çok güçlü.
Nazizm üzerinden tüm baskıcı rejimlerin insan
hayatına vurduğu darbelerin korkunç bir kesiti.
4. ALIENS
(ABD/1986)
James Cameron’ın
filminde anne teması, çatışmanın ortasında bile şaşırtıcı derecede “aile dramı”
hissi yaratır.
Ripley, Newt’e karşı korumacı bir bağ
geliştirirken tam anlamıyla “koruyucu anne modu”na geçer; karşısında ise gerçek
anlamda çocuklarını koruyan Xenomorph Kraliçesi vardır.
Yani aslında olay, iki annenin “benimki
daha değerli” tartışmasının aşırı agresif bir versiyonu. Biri alev makinesiyle,
diğeri asitle konuşuyor.
5. AÇLIK
(TÜRKİYE/1974)
Bilge Olgaç’ın yazıp yönettiği film,
zorba ağalarının insafı altında açlıkla cebelleşen köylülerin dramını
anlatıyor.
Türkan Şoray’ı sinemadaki en önemli
rollerinden birinde gördüğümüz film, çarpıcı finali ile uzun süre sizinle
kalıyor. Anne fedakarlığının Türk sinemasında en etkileyici anlatımı.
6. HAMNET
(İNGİLTERE/2025)
Chloe Zhao’nun filminde
anne teması, yoğun bir duygusal derinlikle işlenir. Annelik Agnes Shakespeare
için artık kayıp, yas ve çaresizlikle iç içe geçmiş bir deneyimdir.
Hikâye, özgür ruhlu bir annenin çocuğunu
kaybetmesinin ardından yaşadığı sarsıcı boşluğu ve dünyayla kurduğu ilişkinin
nasıl değiştiğini merkezine alır. Shakespeare’ın “Hamlet” oyunu ile bağlantısı
çok güzel verilmiş.
7. SERIAL MOM
(ABD/1994)
Banliyö hayatının
pastel renkli kabus versiyonu gibi: kek yapan, dedikodu yapan ama aynı zamanda
“yanlış kaset iade ettin” diye cinayet işleyebilen bir anne.
Aykırı yönetmen John Waters’ın filmi, özellikle
korona ile viral olan “Karen” stereotipinin adeta öncül ve turbo versiyonu.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder