16 Temmuz 2021 Cuma

 




BLACK WIDOW (KARA DUL)


Black Widow, 2008’de Iron Man ile başlayan MARVEL SİNEMATİK EVRENİ’nin (MCU) 24. filmi. Filmi tam anlamıyla kavramak için en azından dört Avengers filmini ve son iki Kaptan Amerika filmini setretmiş olmalısınız.


Her ne kadar MCU Phase 4’un ilk filmi olsa da; kronolojik olarak Phase 3 döneminde geçiyor. C.America : Civil War ve Avengers : Infinity War filmleri arasında Black Widow’un firarda olduğu dönemde yaşadıklarını anlatıyor.


Black Widow, çizgi roman dünyasına Demir Adam’ın düşmanı bir Rus casusu olarak 1960 larda girdi. Yeni, modern versiyonu ise 1970’de bir Örümcek Adam hikayesinde gözüktü. İlginç bir dip not olarak Türkiye’de ilk görünümü de çizgi roman hayranlarının çok iyi bileceği Örümcek Adam Bilka yayınlarının tarihi 1 no.lu sayısında oldu (1983). Maceranın orijinali Marvel Team-Up 85’dir (1979). Yine ilginç bir tesadüf olarak bu macerada tanıdığımız dövüş ustası Shang-Chi’nin filmi de Eylül’de vizyona çıkacak.


Marvel, çizgi romanlarda Black Widow’un kocası olarak geçen Alexei’i (Red Guardian) hem babası yapmış; hem de aptallaştırarak filmin komedi unsuru haline getirmiş.


David Harbour bu rolün altından kalksa da, filmin en dramatik olması gereken anlarında yaptığı esprilerle filmin daha karanlık olması gereken tonunu değiştiriyor.


Küçük yaşta öksüz kalmış ya da bir şekilde ailelerinden koparılan kızların acımasızca içine atıldıkları kötücül bir organizasyonu ifşa eden bir film bu kadar hafif olmamalıydı.


Genelde mizah tonunu ve zamanlamasını çok iyi bulduğum Marvel Sinematik Evreni, özellikle böyle solo kahraman hikayelerinde mizah çıtasını yükseltiyor ama zaten ileride fedakarca ölümüne şahit olduğumuz kadın kahramanımızın trajik hikayesi daha dramatik bir şekilde işlenmeliydi.


Geçmişte geçtiği için kahramanımızın bu filmde ölmeyeceğini bildiğimiz için adeta 60 ların şiddet dolu çizgi filmlerinden kopup gelmişe benzeyen aksiyon sahneleri (kahramanımızın hiçbir süper gücü olamadığını hatırlatalım) filmin inandırıcılığını azaltıyor.


Filmin başlarında yüksek bir çatıdan bir düşüşü var ki, evlere seza. Anında ölmesi gerekirken, üstündeki tozu silkeleyip, yoluna devam ediyor. Bunlar bir MCU filmi için bile fazla. 


Oyunculuklar çok iyi ama senaryo nereye gideceğini bilmeyen bir Marvel dizi fragmanı gibi. Yönetmen bu senaryo çerçevesinde elinden geleni yapmış ama yapılmış olmak için yapılmış hissiyatı veren film, vasatı güçlükle aşabilen, Marvel çizgisinin altında bir film olmuş.


SinemaDem iyi seyirler diler.



30 Haziran 2021 Çarşamba

 

ÇEYREK ASIRLIK SİNEMA HAZİNELERİ   

ALFABETİK SIRA İLE 1996’ın EN İYİ 6 FİLMİ



CARLA’S SONG


Emekçi sinemasının yaşayan en büyük ustası İngiliz Ken Loach’un ABD’nin Orta Amerika’da CIA marifeti ile çevirdiği karanlık işlere romantizmi de atlamadan sağlam bir bakış atan filmi. 


Hem sağlam bir politik drama, hem de sıcak bir aşk hikayesi. Tabii klişe Hollywood tarzı bir mutlu son beklemeyin. 



EŞKIYA


Yavuz Turgul-Şener Şen işbirliğinin en başarılı örneği. İnsanları tekrar yerli filmlerle barıştıran çığır açıcı bir film. 


Kadrodaki iki şarkıcı hariç tam bir oyunculuk gösterisi. 


Eşkıya Baran’ın yarı fantastik öğelerle bezeli yürek burkan öyküsü aynı zamanda temposu, diyaloglarıyla Türk sinemasının başyapıtlarından bir filme konu oluyor.




FARGO


Coen biraderlerin (yakın tarihte bu filmden esinlenerek yapılan bir dizisi de olan) en iyi işlerinden biri. Hınzırca kara mizahı, insan açgözlülüğünün sınırsızlığını eğlenceli bir şekilde yansıtıyor. 


Bu yılın en iyi kadın oyuncu oscar’ını kazanan Joel Coen’in karısı Frances McDormand her zamanki kusursuz oyunculuğunu sergiliyor hamile şerif rolünde. En küçük roldeki oyuncu bile sırıtmıyor bu bıçak sırtı kara komedide.



SCREAM


Korku sinemasının büyük ustası Wes Craven’in tam artık formdan düştü denildiği noktada senarist Kevin Williamson’ın zeka fışkıran senaryosunun da etkisiyle yeniden dirildiği film. 


Korku sinemasının tüm klişelerine eğlenceli bir takla attıran film, eğlenceli olduğu kadar da korkutucu olmayı başarıyor. 


Daha sonra sonuncusu biraz zayıf kalan üç devam filmi daha yapıldı. Ayrıca televizyona da dizi olarak uyarlandı.



SOME MOTHER’S SON


İrlandalı yönetmen Jim Sheridan’ın İrlanda’nın baskı ve şiddetle örülü karanlık yakın tarihine bakışı. Gerçek olaylardan uyarlanan, sert bir film. 


1981’de IRA mensubu oğlunun cezaevinde yaptığı açlık grevi ile ve yetkililerle boğuşan çaresiz anneler rolünde Helen Mirren ve Fionula Flanagan’ın harikalar yarattığı, az bilinen bir cevher. 



STAR TREK : FIRST CONTACT


Star Trek : The Next Generation kadrosunun dört filminden en iyisi. 


Uzaylılarla ilk temasa tanık olmak üzere zamanda geriye giden kahramanlarımızın aksiyon ve mizah soslu macerası.


Filmin yönetmeni, dizide ikinci kaptan olan Kumandan Riker (Jonathan Frakes). 

James Cromwell uzaylılarla ilk teması sağlayan bilim adamı rolünde çok güçlü bir oyun veriyor. 


Star Trek kanonunun 30. Yılında vizyona çıktı. 






28 Mayıs 2021 Cuma

 

EN İYİ  STAR TREK  (UZAY YOLU)  FİLMLERİ


Tüm zamanların en etkili, en kalıcı, en kaliteli görsel sanat yaratılarından olan Star Trek’in (Uzay Yolu) yaratıcısı Gene Roddenberry’nin 100. Doğum yılını, orijinal serinin başlangıcının 55. Yılını kutluyoruz.


13 sinema filmi, 7 dizi (2’si devam eden), 2 çizgi dizi (1’si devam eden), çizgi romanlar, romanlar, vs. ile her iki yüzyılın pop kültür ikonu haline gelmiş bir epik destanının yaratıcısıydı Roddenberry.


*****


5. Star Trek VI : The Undiscovered Country - 1991


Efsanevi orijinal kadronun eksiksiz olarak yer aldığı son Star Trek filmi. Bir çok trekker (Star Trek hayranı) tarafından en iyi Star Trek filmi kabul edilen “Star Trek : Wrath of Khan”ın yönetmeni Nicholas Meyer ikinci ve son kez seriye başarılı bir dönüş yapıyor.

Felsefe ve maceranın at başı gittiği sürükleyici bir macera filmi yaratmayı başarıyor.


Christopher Plummer’ın unutulmaz Klingon portresi çarpıcı bir etki yaratıyor. 

Star Trek 25. Yaşında.



4. Star Trek - 2009


J.J.Abrams’ın vizyonuyla Star Trek’in yeni bir zaman çizgisinde yeni bir kadroyla (muhteşem Leonard Nimoy hariç) çektiği reboot filmi. Yeni üçlemenin ilki ve en iyisi.


Bu da bir zamanda yolculuk filmi. Aynı zamanda orijinal kadronun nasıl bir araya geldiğini ilk defa anlatan iyi bir orijin filmi. 

 


3. Star Trek : First Contact - 1996


Star Trek : New Generation kadrosunun en iyi filmi. Uzaylılarla ilk temasa tanık olmak üzere zamanda geriye giden kahramanlarımızın aksiyon ve mizah soslu macerası.


Filmin yönetmeni, kaptan yardımcısı meşhur 1 numara Riker (Jonathan Frakes). James Cromwell uzaylılarla ilk teması sağlayan bilim adamı rolünde çok güçlü bir oyun veriyor. 

Star Trek 30 yaşında.



2. Star Trek IV : The Voyage Home - 1986 


Orijinal kadronun zamanda 80 ler San Fransisco’suna döndüğü, serinin en eğlenceli filmi. Dizinin ruhunu mizah dozunu iyice artırmasına rağmen çok başarılı bir şekilde yakalayan filmin yönetmeni Mr. Spock’tan (Leonard Nimoy) başkası değil. 

Star Trek 20 yaşında.



1. Star Trek II : The Wrath of Khan – 1982


Yazımın başında belirttiğim gibi, 13 Star Trek filmi içinde en başarılısı. Yönetmen Nicholas Meyer, serinin ruhunu çok başarılı bir şekilde yakalamış. 


Efsanevi Mr. Spock, Kaptan Kirk ve Dr. Mc Coy kadrosunun karşısına, Star Trek evreninin belki de en karizmatik kötü adamı Khan’ı (Ricardo Montalban, aynı rolü 15 yıl önce dizide de oynamıştı) koymak çok iyi bir fikirdi.


Entelektüel ve müthiş finaline kadar temposu düşmeyen çok sürükleyici bir Star Trek macerası.






16 Nisan 2021 Cuma

EN İYİ AGATHA CHRISTIE UYARLAMASI FİLMLER

 EN İYİ  AGATHA CHRISTIE  UYARLAMASI FİLMLER


İlk romanını 1921’de (ölümsüz detektifi Hercules Poirot’u yarattığı “Ölüm Sessiz Geldi / The Mysterious Affair at Styles” yazan, dünyanın en çok satan yazarı Agatha Christie’nin yazarlığının 100. Yılını kutluyoruz.


******



5. Evil Under The Sun – Ölüm Oyunu – 1982 - İngiltere


Peter Ustinov’un Poirot’yu canlandırdığı ikinci film. Bol yıldızlı kadroyla çekilen Christie filmi ekolünün parlak bir örneği. Turistik bir adada bir milyonerin ölümü üzerindeki esrar perdesinin anlatıldığı bir klasik. 


Tablo güzelliğinde çerçeveler eşliğinde insan ruhuna Christie’sel bir eğiliş.



4. Nil’de Ölüm – 1978 - İngiltere


70’lerdeki geniş kadrolu Agatha Christie filmlerinin en iyilerinden biri. Sinemada Hercules Poirot denince ilk akla gelen isimlerden olan (6 kez canlandırmış, ilki bu filmde) Peter Ustinov’un her zamanki kusursuz ve rahat oyunculuğuna eşlik eden bol yıldızlı kadronun kolayca izlettirdiği klasik bir polisiye. 


Geçtiğimiz sene Kenneth Branagh’ın yönetip oynadığı yeniden çevrimi pandemi yüzünden 2022’de izleyicilerle buluşacak. 


Mısır’da Nil üzerinde yol alan lüks bir seyahat gemisinde işlenen cinayetlerin hikayesi.



3. Doğu Ekspresi’nde Cinayet – 1974 – ABD/İngiltere


70’lerdeki bol yıldızlı Agatha Christie filmlerinin en iyisi. 


ABD’li usta yönetmen Sidney Lumet yönettiği; Hercules Poirot’yu Albert Finney’in canlandırdığı filmde, 12 kişinin olduğu bir tren vagonunda herkesin nefret etmek için sebebi olduğu bir adamın öldürülmesi işlenmektedir. 


2017’de Kenneth Branagh’ın yönetip oynadığı cilalı yeniden çevrimi bu klasiğin düzeyine ulaşamadı.



2. The Witness For Prosecution – Beklenmeyen Şahit - 1957 - ABD


Billy Wilder’ın Agatha Christie uyarlaması aynı zamanda sinema tarihinin en iyi mahkeme salonu filmlerinden biri. Yönetmenlik ve oyunculuğun kusursuz bir birleşimi olan film, cinayet ile suçlanan bir adam ve onu koşulsuz seven karısının sürükleyici hikayesini anlatıyor.


Çok iyi çizilmiş ve oynanmış karakterlerin adaletle oynadığı köşe kapmaca bir çok ihtişamlı sürpriz barındırıyor. 



1. And There Were None – On Küçük Zenci – 1945 - ABD


Christie’nin sahneye de uyarlanmış olan en ünlü ve sürprizli romanlarından olan “On Küçük Zenci” nin Fransız auteur yönetmen Rene Clair tarafından yapılan uyarlaması. 


İkisi hizmetkar on kişilik bir gruptan başka kimsenin olmadığı bir adada, herkes sırayla öldürülmeye başlar. Üstüne tezler yazılan, bir çok defa sinemaya aktarılan çok başarılı romanın beyazperdedeki en başarılı uyarlaması.




29 Mart 2021 Pazartesi

 EN İYİ UZUN METRAJ  CHARLES CHAPLIN  FİLMLERİ

 

 

İlk uzun metrajlı filmi “The Kid”i (Yumurcak) 1921’de çeviren Chaplin’in yönetmenliğinin 100. yıldönümünü kutluyoruz.

 

O, filmlerinin yönetmeni, yapımcısı, baş aktörü, senaristi ve bestecisi; emekleme çağındaki sinemayı sinema yapan dört dörtlük bir dahi idi.

 

 

6. SİRK  (1928)

 

Çalıştığı sirkte sevdiği kıza açılamayan Şarlo’nun halleri görmeye değer. Komedi sekansları çok başarılı. Gülmekten küçük serserinin attığına benzer taklalar atacaksınız. Chaplin’in fiziksel komedisini en iyi gösterdiği filmlerden. 1927’de başlayan sesli sinemaya inat; sessiz çevirmişti bu filmini büyük usta.

 

 

5. ŞEHİR IŞIKLARI  (1931)

 

            Chaplin’den eşsiz ve defalarca kopyalanan bir romantik komedi klasiği. Şarlo’dan bekleneceği gibi gülmekten karnınıza ağrılar gireceği ama zaman zaman da gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir başyapıt. Kör kıza aşık olan fakir delikanlı temasını bizim Yeşilçam da çok ısıtıp ısıtıp önümüze koydu. Kemal Sunal’ın oynadığı “En Büyük Şaban” filmi bu filmden esinlenmiştir (!).

 

 

4. YUMURCAK  (1921)

 

            Daha önceleri kısa filmlerini yönetmiş olan Chaplin’in ilk uzun metraj yönetmenliği aradan geçen yüz yıla rağmen etkisinden hiçbir şey kaybetmemiş. Kahkaha ile gözyaşının beyazperdede at başı yarıştığı bir klasik. Önceleri istemediği, sokakta bulduğu çocuğu büyüten Şarlo’nun hikayesi. Kemal Sunal’ın oynadığı “Garip” filmi de hikayesini bu klasikten ödünç almıştır (!).

 

 

3. BÜYÜK DİKTATÖR  (1940)

 


            Büyük ustanın ilk sesli filmi. Bir insanlık manifestosu. Hitler ve Mussolini’yi ti’ye aldığı muhteşem klasik. ABD devleti o sıralarda henüz Hitler ile savaşa girmediği için Chaplin’e engellemeye bile çalışmıştı. Gerisi tarih. Sinema tarihinin en büyük taşlaması.

 

 

2. MODERN ZAMANLAR  (1936)

 

            Dünyada artık sessiz film çekilmediği yıllarda, Chaplin usta ilk politik komedi başyapıtını yaratır. Hem de yine sessiz olarak.

Kapitalizmin çarkları arasında ezilmeye çalışılan küçük adamın halini birebir verir filmdeki o muhteşem sekansta. Başı beladan kurtulmayan çiftimizin birbirlerine ve yaşama sarılmaları mizah yüklü bir senaryo ile bu kadar iyi anlatılabilirdi.

 

 

1.  ALTINA HÜCUM  (1925)

 

            Chaplin’in en komik, en ikonik filmi. Alaska’daki altın arama çılgınlığı dönemini anlatır. Heyecanın da, dramın da, komedinin de tek kelimeyle mükemmel bir uyumda birleştiği, sinema tarihinin en büyük komedi filmi. Chaplin’in dehasının hem hayatın zorluklarını, hem de hazırda bekleyen umudu komedi yoluyla anlatabilmesi olduğunun ispatıdır bu hiç eskimeyen asırlık film.

 


9 Mart 2021 Salı

LOGAN (2017)

LOGAN - 2017


Hugh Jackman, 9. Defa canlandırdığı Wolverine karakteri ile son kez karşımızda. Logan, tüm zamanların en iyi çizgi roman uyarlamalarından biri. 



Film, artık hiç bir mutantın doğmadığı 2029 yılında geçiyor. Prof. X 90 larına gelmiştir (tabii Wolverine de 200 civarı !) ve bir beyin hastalığı sonucu istemeden yol açtığı bir trajediden dolayı aranan bir suçludur. 

Wolverine’nin yaşlanma süreci başlamış ve yaraları eskisi kadar hızlı iyileşmiyordur, hatta kanser benzeri bir hastalığı olduğu da ima edilir. Kendi hücresinden üretilmiş kızı (!) X-23’ü ele geçirmek isteyen kapitalist şirketin avcılarından kaçmak için üçlü yollara düşer ve hikaye tüm şiddetiyle başlar.


Artistik bir kan ve şiddet tablosu ortasında bile yönetmen Mangold, bir önceki (The Wolverine -2013) filmde yaratamadığı dramatik yapıyı mükemmel bir şekilde kuruyor. Yolculukları sırasında yaşadıkları, özellikle Patrick Stewart’ın belki de hayatının en iyi rolünde verdiği performans tek kelime ile müthiş. 


Logan, Sam Peckinpah veya Sergio Leone tarzı (ama daha kanlı) bir modern zaman westerni. Şiirsel bir epik şiddet draması. Dünyayı hastalık gibi kemiren kapitalistler, militaristler ve onların aç gözlülüklerine karşı destansı son bir direnişin hikayesi. Filmin akışı içinde tüm zamanların en iyi western filmlerinden olan “Shane” ile kurulan paralellik de çok iyi işliyor. İzlemediyseniz onu da izlemenizi öneririm.


Bu kadar iyi iş yapan bir karakteri Hollywood rahat bırakmaz ama umarım başka bir Wolverine filmi olmaz. Hugh Jackman muhteşem bir aktör değil ama başından beri muhteşem bir Wolverine oldu. Hem de çizgi romandaki 1.60 lık Wolverine (tabii ki Hollywood böyle yansıtmazdı) ile fiziksel uyumsuzluğuna ve sınırlı aktörlük yeteneklerine rağmen.


Bir film, bir karaktere ancak bu kadar mükemmel bir veda edebilirdi ancak. 


“Marvel filmi” diye yanılıp çocuğunuzla izlemeyin. Wolverine, kötü adamları (filmde de altı çizildiği gibi) ABD’nin tüm dünyaya koçanıyla yutturduğu GDO’lu mısırları biçer gibi kesip biçiyor (pençelerine sağlık).

EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...