29 Nisan 2022 Cuma

EN İYİ LİSE FİLMLERİ

 

EN İYİ LİSE FİLMLERİ





6. HOOSIERS - 1986


Aynı zamanda en iyi basketbol filmi de sayılabilecek bir drama. 


Tek eksiği tüm basketbol oyuncularının beyaz olması ama dönem filmi olduğu için bu da göz ardı edilebilir. ABD’nin hiç masum olmayan bir döneminde, 50’lilerde geçen bir underdog hikayesi bu sonuçta. 


İkinci şansların, dostlukların, kırgınlıkların, geri dönüşlerin harika anlatımı. Gene Hackman ve Dennis Hopper karşılıklı döktürüyor. Slam Dunk !






5. FERRIS BUELLER’S DAY OFF - 1986


Tam bir kült komedi klasiği. Sevgilisi ve en yakın arkadaşıyla beraber bir günlüğüne okulu kırıp, şehir turuna çıkan Ferris Bueller’in çok eğlenceli hikâyesi. Peşindeki müdürü atlatmakta gösterdiği başarı evlere seza.


Çok iyi zaman geçirten, hafif drama soslu eğlence zirvesi. Seksenlerde gençliği en iyi anlatan yönetmen John Hughes’dan.






4. BREAKFAST CLUB  - 1985


Beş değişik karakterde liseli ABD liselerinde yaygın hafta sonu okulda kalma (detention) cezasına tabii tutulur. 


Birbirinden çok ayrı gözüken bu beş genç, tek bir günde geçen bu eşsiz filmde farklılıklarını çözmeyi öğrenir ve bir anlamda o bir günde büyüme yolunda dev bir adım atarlar. 


Komedi-dram dengesini en iyi kuran filmlerden. John Hughes ustanın başyapıtı.  





3. HABABAM SINIFI SINIFTA KALDI - 1976


Rıfat Ilgaz’ın eserinden uyarlanan ama romandan giderek uzaklaşan serinin ikinci filmi aynı zamanda da en iyi ikinci filmi. Eğilmez, ilk dört filmde olduğu gibi kaptan köşkünde. Senaryo Sadık Şendil’in. 


Çok başarılı bir devam filmi olmasının yanı sıra, 1976-1981 arası toplam 9 filmde beraber oynayan Kemal Sunal – Şener Şen ikilisinin beraber çevirdikleri ilk film olmasıyla da önemli. Tam 30 hafta vizyonda kalmış. 






2. DEAD POETS SOCIETY - 1989


Günü Yakala ! Rahmetli Robin Williams’dan eşsiz bir oyunculuk gösterisi. 


Konfor ortamından çıkmanın, gelişmenin, dostluğun kılavuz filmlerinden. 50’lilerin sonunda özel ve prestijli bir İngiliz okulunda geçen film, komedi ve trajedide doruklara ulaşıyor. Konformizme ve otoriteye karşı özgür düşüncenin bayrağını açan modern bir klasik. 






1. HABABAM SINIFI - 1975


Rıfat Ilgaz üstadın ölümsüz eserinden unutulmaz Ertem Eğilmez başyapıtı. Senaryo Umur Bugay’a ait. Çoğu seride olduğu gibi bu seride de en iyi film, ilk filmdir. 


Gülmekten yerlere yatırır ama bazı küçük anlarda da gözünüzden birkaç damla yaş getirir. 


Sonradan hepsi efsaneleşecek kadrosuyla bu “ anlatılmaz / yaşanır “ komedi klasiğini 5 kereden az izlemiş olan bizden değildir.


İkinci film vizyona çıkana kadar (28 hafta) vizyonda kalmış.

25 Mart 2022 Cuma

 EN İYİ FİLM OSCARI KAZANMIŞ EN İYİ 6 FİLM





6. SCHINDLER’S LIST - 1993


II. Dünya Savaşı’nın korkunç yüzünü siyah beyaz unutulmaz görüntüler eşliğinde ve gerçeklerden esinlenen bir hikâye ile aktarmıştı Spielberg (Oscar aldı).


Tipik bir kapitalist olan ve savaş esirlerinin üzerinden kâr sağlayarak filme ve kariyerine başlayan protagonistimiz Oscar Schindler’in yolculuğu çok sürükleyici.


Nazi subayı rolünde Ralph Fiennes insanı diken üstünde tutan bir kötü portresi çiziyor. Film, toplam 7 Oscar ödülü almıştı.




5. LORD OF THE RINGS : RETURN OF THE KING - 2003


Peter Jackson, Tolkien’in ölümsüz fantastik kurgu üçlemesini sinema tarihinin en iyi üçlemelerinden birine dönüştürmüştü.


Bence ilk film daha iyiydi ama Oscar’ın yaşlı seçicileri dar kalıplı bakışlarından dolayı ilk iki filmi ıskaladıktan sonra final filmini es geçemediler. 


Film, en çok Oscar ödülü (11) kazanan film oldu (2 ayrı filmle beraber).




4. THE GODFATHER - 1972


Francis F. Coppola’nın dev üçlemesinin (üçüncü film kötü) ilk ayağı. Mario Puzo’nun romanından uyarlama. 


ABD’nin en ünlü kurgusal Mafya ailesi üzerinden Mafya ve kapitalizm şiddetinin gerçekçi ama lirik anlatımı. 


Marlon Brando en iyi erkek oyuncu; M.Puzo ve F.F.Coppola da en iyi uyarlama senaryo  ödülünü almıştı. 




3. ALL QUIET ON THE WESTERN FRONT - 1930


Erich M. Remarque’ın muhteşem anti savaş romanının muhteşem uyarlaması. I. Dünya Savaşı’nda yitip giden gencecik filizlerin trajik hayatları.


Lewis Milestone’a en iyi yönetmen ödülünü getiren; yaklaşık bir asır sonra bile sapasağlam ayakta duran zamansız bir klasik.  




2. THE GODFATHER II - 1974


Aileye sadakat, fedakârlık Francis F. Coppola'nın “Baba” destanındaki ikinci bölümün ana temasını oluşturuyor. İlkinden daha iyi olan ender devam filmlerinden. İlk filmde sevdiğimiz her şeyi daha üst seviye bir anlatımla bir sinema şöleni haline getirmiş yönetmen. 


Al Pacino, rolünü ilk filmdeki gibi kusursuz oynarken; Robert De Niro ilk filmdeki Brando’nun gençliğini aynı mükemmellikte canlandırıyor (Oscar aldı). Film, toplam 6 Oscar ödülü almıştı.




1. PARAZİT - 2019


“Parazit” biz sinema yazarlarının işini kolaylaştıran bir film. Bazı müstehcen ve kanlı sahneler dolayısıyla 18+ bir film olduğunu ve son yılların en iyi filmi olduğunu yazmamız yetecek çünkü. 


“Parazit”, sarsıcı yapısıyla çoğu Bong Joon Ho (G.Kore) filminde olduğu gibi ateşin altını giderek açarak, komediden trajediye doğru cesur bir yelken açıyor. Bunun meyvesini de Oscar kazanan ilk Asya filmi olarak ve dördü de Ho’ya ait dört Oscar kazanarak almıştı.

1 Mart 2022 Salı

 

YARIM ASIRLIK HAZİNELER  – 1972’nin EN İYİ 6 FİLMİ





6. WAY OF THE DRAGON   (H.KONG)


Dövüş filmlerinin iki büyük ustası Bruce Lee (erken ölümü yüzünden kariyerinin sonlarında) ve Chuck Norris’i (Karate şampiyonlukları sonrası kariyerinin başlarında) bir araya getiren kült film. 


Roma Collesiumu’nda geçen final sahnesi bir popüler kültür NFT’si gibi. 


Lee’nin H.Kong’taki son filmi. Zaten 33 yıllık kısa ömrü ABD’de sadece bir film yapmasına izin verdi. Buna rağmen hala sinemanın en büyük ikonlarından biri.





5. CABARET   (ABD)


Faşizmin karanlık gölgesinin Avrupa’ya çökme hazırlığındayken 1931 Berlin’inde tanışan ABD’li bir çift ve doludizgin bir eğlence hayatında çalkalanan hayatlar. 


Sosyal mesajlı müzikal filmleri ile tanınan Bob Fosse’un başyapıtı. En iyi film hariç 8 oscar (Yönetmen ve iki oyuncu dahil) kazanmış, bana bile müzikal film seyrettirebilen film.





4. DELIVERANCE   (ABD)


İngiliz John Boorman üstadın Amerika’nın “redneck (bataklık) bölgesi”nde geçen bir gerilim hikayesini bu kadar iyi anlatması şaşırtıcı. Dört erkek protagonistimizin film boyunca yaşadığı dönüşümler senaryo dersi gibi adeta.


Sinema tarihinin en vahşi erkeğin erkeğe tecavüzü sahnelerinden birini içeriyor, uyaralım.





3. BURJUVAZİNİN GİZLİ ÇEKİCİLİĞİ   (İSP.)


Altı kişilik bir burjuva topluluğu akşam yemeği için toplanırlar ancak gece boyu karşılarına çıkan çoğu sürreal engeller yüzünden bunu bir türlü başaramazlar. 


Luis Bunuel ustanın küçük burjuva hayatını masaya yatırdığı (!) kara mizah tarzındaki başyapıtı. 


Burjuva hayatının mideleri kadar boş olduğunu filmdeki oyunculara da bize de gösteriyor auteur yönetmen.





2. SOLARIS   (SSCB)


SSCB’nin en önemli bilimkurgu yazarı Ukraynalı Stanislav Lem’in 1961’de yayınladığı klasikleşmiş eserinin Andrei Tarkovsky tarafından sinemaya uyarlanışı da bir o kadar ses getirmişti.  


Uzak bir gezegende görevli bir ekibin neden aklını yitirdiğinin anlaması için o gezegene gönderilen, giderken kendi sorunlarını da beraberinde götüren psikoloğun hikayesi.


Düş, sanrı ve gerçekliğin birbiriyle vals yaptığı bir bilimkurgu klasiği.





1. THE GODFATHER  (ABD)


Francis F. Coppola’nın üçüncü filmini tamamen unutmak istediğim dev üçlemesinin ilk ayağı. Mario Puzo’nun çoksatan kitabından uyarlama. 


ABD’nin en ünlü kurgusal Mafya ailelerinden biri üzerinden Mafya ve kapitalizm şiddetinin gerçekçi ama lirik anlatımı. 


Tabii ki o yılın en iyi film ve en iyi erkek oyuncu (M.Brando) ödülünü almıştı. 


Benim için ise “The Godfather II” filmi az da olsa daha iyidir, daha rafinedir, daha epiktir.




1 Şubat 2022 Salı

 YEŞİLÇAM’IN EN İYİ AŞK FİLMLERİ




1. SEVMEK ZAMANI – METİN ERKSAN – 1965


Döneminin çok ötesinde, hala modern ve şaşırtıcı, deneysel bir aşk filmi. Ayrıksı yönetmen Metin Erksan’ın filmografisinde bile ayrıksı duran başyapıt. 

Tadilata gittiği bir evde gördüğü kadın fotoğrafına aşık olan boyacının (Müşfik Kenter ) eksantrik sevdası. 

Sadece Türk değil, Dünya Sinema tarihinin en değişik aşk öykülerinden biri.  





2. VESİKALI YARİM – LÜTFİ Ö. AKAD – 1968


Evli manav Halil (İzzet Günay) ile pavyon konsomatrisi (en iyi rolünde Türkan Şoray) Sabiha’nın yasak aşkı “ kalbinizi kıra kıra ” içinize işliyor. 

İmkansız aşk, bu kadar güzel anlatılmamıştır Türk Sinemasında. 

Sait Faik’in bir öyküsünden esinlenilmiş. 

Filmdeki İstanbul kareleri de fevkaladenin fevkinde. 





3. AHH GÜZEL İSTANBUL – ATIF YILMAZ – 1966


Aktris olmak için İstanbul’a kaçan kızla (Ayla Algan) kendinden yaşça büyük, fakir düşmüş eski İstanbul beyefendisi fotoğrafçının (Sadri Alışık) dostlukla karışık aşkı. 

Aşkın ötesinde kaybedilen değerler, kültürel bozulma gibi toplumsal konulara da ışık tutan komedi-dram klasiği. 

Benzersiz İstanbul manzaraları da cabası. 





4. AH MÜJGAN AH – MEHMET DİNLER – 1970


Yeşilçam’ın iki demirbaş senaristinden biri olan Safa Önal’ın en iyi senaryolarından birini bana göre dünya sinemasının en büyük oyuncularından biri olan Sadri Alışık’ın yorumlaması dünyalara bedel. 

Komediyi de dramı da bu kadar rahat eldiven gibi üzerine geçirebilen çok az oyuncu geçti bu dünyadan. Özellikle filmin sonundaki repliğine ağlamayana para yok. 





5. SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM – ATIF YILMAZ – 1978


Usta Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un “Al Yazmalım” hikayesinin serbest bir uyarlaması. 

Aşk tanımını en güzel yapan filmlerden biri. Cahit Berkay’ın muhteşem müzikleri, ezberlenmiş replikleri ile eskimeyen bir klasik. 

“ – Sevgi neydi ? “, “ Sevgi emekti. “





6. AVARE MUSTAFA – MEMDUH ÜN – 1961


Orhan Kemal’in “Devlet Kuşu” romanının ilk uyarlaması. 20 yıl sonra “Devlet Kuşu” adıyla Kemal Sunal’in oynadığı rolü daha dramatik bir çizgide Ayhan Işık oynuyor. 

O film de iyi ama zengin kızın fakir oğlana hastalıklı aşkını anlatan bu versiyonu çok daha iyi.

Güzel ve yetenekli efsaneler Fatma Girik ve Çolpan İlhan için bile izlenir.





7. ŞAŞKIN DAMAT – ZEKİ ÖKTEN – 1975

 

Kemal Sunal efsanesinin, güldürü öğelerini kısmadan yaşattığı imkansız gibi gözüken büyük aşkının filmi. Ali Şen usta da beyazperdedeki ender iyi adam rollerinden birinde çok iyi.

Çokça eğlenceli, bazen yürek burucu ama tabii ki sonu mutluluk.



3 Ocak 2022 Pazartesi

ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER – ALFABETİK SIRA İLE 1997’in EN İYİ 7 FİLMİ

 


ÇEYREK ASIRLIK HAZİNELER   

ALFABETİK SIRA İLE 1997’in EN İYİ 7 FİLMİ




FUNNY GAMES (ALMANYA)


Şok edici filmlerin yönetmeni Haneke’nin en vurucu filmlerinden biri. İnsan ruhunun karanlık dehlizlerinde turlar attıran bir seyirlik. 

Göl evlerine tatile gelen aileyi terörize eden iki psikopatın kara mizah soslu ama bolca tüy ürperten hikayesi. Suçluların aile ile oynadığı dehşet oyunlarını Haneke de izleyicisiyle oynuyor.





GATTACA (ABD)


Distopik bir gelecekte geçen film, insanoğlunun iradesiyle neler başarabileceğini hızlı bir tempo ve akıcı bir senaryo ile aktarıyor. Tek arzusu tüm engellere rağmen uzaya açılmak olan kahramanımızın hikayesi sizi kolayca içine alıyor. En zeki bilimkurgu filmlerinden biri.





HAYAT GÜZELDİR (İTALYA)


Nazilerin 2. Dünya Savaşı’nda yarattıkları dehşeti komedi sosuyla verebilmek büyük bir cesaret işiydi. Roberto Benigni bu işten aktör-yönetmen olarak alnı ak olarak çıkmış. Oscar dahil sayılamayacak kadar ödüllere boğulan film, şöhretini tam anlamıyla hak ediyor. Finali yıllarca aklınızdan çıkmayacaktır.





KİRAZIN TADI (İRAN)


İran sinemasının üstatlarından Abbas Kiarostami’nin Cannes Film Festivali şampiyonu filmi. 

Orta yaşlı bir adamın hayatına son verme isteği çevresinde dönüyor film. Mezarını hazırlamış. Tahran sokaklarında intiharı sonrası para karşılığı üzerine toprak atacak birini arıyor. Son derece özgün bir fikir çerçevesinde gelişen sıradışı bir dram.





LOST HIGHWAY (ABD)


David Lynch’in bilinçaltının kayıp otobanında sizi son sürat bir yolculuğa çıkaran filmi üstadın başyapıtlarından. 

Karısını öldürmekten idama mahkum edilen adam, idamını beklediği hücrede açıklanamaz bir metamorfoz ile bambaşka bir adamın vücudunda bulur kendini. Gerisi entrika, kaos, aklınıza attırılan taklalar. 





MASUMİYET (TÜRKİYE)


Aşık olduğu hapishane kuşunun peşinde Anadolu’yu dört dönen pavyon kadınının peşinde aynı pervaneliği, ateşe düşeceğini bile bile yapan adam rolü Haluk Bilginer’in en unutulmaz rollerinden biri.

Bir dizi kaybedenin, kaybedilmiş masumiyetlerinin, sessiz yenilgilerinin, çığlık çığlığa pişmanlıklarının eşsiz anlatımı. 

Zeki Demirkubuz, hikayenin öncesini “Kader” filminde anlattı ama bu kadar başarılı olamadı.





PRENSES MONONOKE (JAPONYA)


Animenin en büyük ismi Hayao Miyazaki’den tam bir klasik. 


Çok güçlü bir çevreci mesajı müthiş bir aksiyonla veren film, yarattığı kanlı fantastik dünyayla yetişkinlere hitap ediyor sadece. Prenses ibaresini görüp sakın Disney filmleriyle karıştırmayın. “İyi-kötü” kavramlarına çarpıcı ve özgün bir bakış atan bir başyapıt.

14 Kasım 2021 Pazar


 


VENOM 2


Örümcek Adam çizgi roman evreninde Venom, uzayda geçen bir macera sonrası Örümcek Adam’ın bilmeden dünyaya taşıdığı bir simbiyottur (parazit). 


Venom’un ilk film için değiştirilen (2018’de Venom, Marvel/Disney’in kontrolünde olmadığı için) hikayesi kaldığı yerden devam ettiriliyor. Venom’un “oğlu” Carnage’ın seri katil Cletus Cassidy ile birleşerek yol açtığı carnage (katliam) ortamı anlatılıyor serinin bu ikinci filminde.


Her (devamı da gelecek) devam filminde olduğu gibi bu film de, bu dezavantajı sonuna kadar taşıyor. İlk filmin başarısına klasik Hollywood formülü (espri dozunu, kan-vahşet düzeyini artırmak) çerçevesinde yaklaşınca sonuç hayal kırıklığı oluyor.


Film, Venom ile birleşmiş Eddie Brock’un (Tom Hardy) ilk filmdeki kapitalist baron ile çatışması sonucu kaybettiği saygın gazetecilik kariyerine dönme çabaları ile başlıyor. Bunu sağlamak için de seri katil Cletus Cassidy (W.Harrelson) ile röportaj yapması gerekmektedir. Cassidy filmde daha sonra ortaya çıkacağı gibi kendini yakalattığı için Eddie’den nefret etmektedir. Hapishanede idamı beklerken bir yandan da Eddie ile akıl oyunları oynamaya başlar. 


Bu ziyaretlerden birinden Eddie’nin vücudunda misafir olarak yaşayan Venom ile temas ederek, Carnage olur ve idamı sırasında hapisten kaçarak katliama başlar. Çocukluk aşkı Shriek (N.Harris) ile de birleşerek daha ölümcül, daha dengesiz bir ikili oluştururlar.


Filmde işleyen tek ilişki Eddie ile Venom arasında ilginç bir şekilde. Eddie’nin umutsuz aşkı (Eddie/Venom simbiyotik ilişkisini kaldıramadığı için bir doktorla nişanlanan) Anne (M.Williams) ile olan kimyası yine çok zayıf.

Usta oyuncu Woody Harrelson’ın da gerek Carnage, gerek ise Eddie ile olan sahneleri yeterince etkileyici değil.


Motion-capture aktörlüğün (Gollum, Caesar, King Kong, vs) en büyük ustası olan yönetmen Andy Serkis, evrensel katil Venom’un Hollywoodvari törpülenen karakterini bir adım daha ileri götürüp, sit-comvari daha eğlenceli bir karakter yaratmış. 


Filmin tek artısı zaten ilk filme göre ikinci filmde Venom’un daha çok ön plana çıkması. Maalesef artık Disney kontrolünde olduğundan belki asla “olması gerektiği gibi“18+ bir Venom filmi olmayacak. Bu filmi de birkaç derece düşüren bu 13+ Venom filmi yapma saçmalığı zaten. 


Her zaman hatırlattığım gibi : Çizgi roman kültüründen uzaksanız, filmden de uzak durun. Filmin “Venom”u “Örümcek Adam evreni”ne bağlayacağını ima eden bir post-credit sahnesi var. 


SinemaDem pek de iyi seyirler dileyemiyor. 



EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...