9 Mart 2021 Salı

LOGAN (2017)

LOGAN - 2017


Hugh Jackman, 9. Defa canlandırdığı Wolverine karakteri ile son kez karşımızda. Logan, tüm zamanların en iyi çizgi roman uyarlamalarından biri. 



Film, artık hiç bir mutantın doğmadığı 2029 yılında geçiyor. Prof. X 90 larına gelmiştir (tabii Wolverine de 200 civarı !) ve bir beyin hastalığı sonucu istemeden yol açtığı bir trajediden dolayı aranan bir suçludur. 

Wolverine’nin yaşlanma süreci başlamış ve yaraları eskisi kadar hızlı iyileşmiyordur, hatta kanser benzeri bir hastalığı olduğu da ima edilir. Kendi hücresinden üretilmiş kızı (!) X-23’ü ele geçirmek isteyen kapitalist şirketin avcılarından kaçmak için üçlü yollara düşer ve hikaye tüm şiddetiyle başlar.


Artistik bir kan ve şiddet tablosu ortasında bile yönetmen Mangold, bir önceki (The Wolverine -2013) filmde yaratamadığı dramatik yapıyı mükemmel bir şekilde kuruyor. Yolculukları sırasında yaşadıkları, özellikle Patrick Stewart’ın belki de hayatının en iyi rolünde verdiği performans tek kelime ile müthiş. 


Logan, Sam Peckinpah veya Sergio Leone tarzı (ama daha kanlı) bir modern zaman westerni. Şiirsel bir epik şiddet draması. Dünyayı hastalık gibi kemiren kapitalistler, militaristler ve onların aç gözlülüklerine karşı destansı son bir direnişin hikayesi. Filmin akışı içinde tüm zamanların en iyi western filmlerinden olan “Shane” ile kurulan paralellik de çok iyi işliyor. İzlemediyseniz onu da izlemenizi öneririm.


Bu kadar iyi iş yapan bir karakteri Hollywood rahat bırakmaz ama umarım başka bir Wolverine filmi olmaz. Hugh Jackman muhteşem bir aktör değil ama başından beri muhteşem bir Wolverine oldu. Hem de çizgi romandaki 1.60 lık Wolverine (tabii ki Hollywood böyle yansıtmazdı) ile fiziksel uyumsuzluğuna ve sınırlı aktörlük yeteneklerine rağmen.


Bir film, bir karaktere ancak bu kadar mükemmel bir veda edebilirdi ancak. 


“Marvel filmi” diye yanılıp çocuğunuzla izlemeyin. Wolverine, kötü adamları (filmde de altı çizildiği gibi) ABD’nin tüm dünyaya koçanıyla yutturduğu GDO’lu mısırları biçer gibi kesip biçiyor (pençelerine sağlık).

25 Şubat 2021 Perşembe

TEK MEKANDA GEÇEN EN İYİ FİLMLER

 (Ağırlıklı Olarak) TEK MEKANDA GEÇEN  EN İYİ FİLMLER

 

 

 

8. REC – 2007 – İSPANYA

 

Listemin tek korku filmi. Tek bir binada geçen filmin dört tane devam filmi, iki de ABD yeniden yapımı çevrildi ama hala en iyisi bu. Dur duraksız aksiyonu olan filmin çok çarpıcı bir finali var. Avrupa’dan çıkmış en iyi korku filmlerinden.

 

 

7. BREAKFAST CLUB – 1985 – ABD

 

80 ler deyince akla gelen en kaliteli gençlik filmlerinden. Alttan alta dönem mizahı ile örülü harika bir gençlik dramı. 80 ler ergenleri kadar tüm nesil farklılıklarına rağmen günümüz ergenlerini de etkileyebilecek güçte bir modern zaman klasiği. Buruk bir sinematik gülümseme.

 

 

6. DAS BOOT – 1981 - ALMANYA

 

II. Dünya Savaşı’nda Almanların savaşı kaybetmeye başladıklarının belli olduğu yıllarda bir Alman denizaltısında geçen klostrofobik bir anti savaş filmi. Savaşın nasıl bir saçmalık ve yıkım olduğunu en iyi anlatan filmlerden. İzleyiciye yaşattığı gerilim de değme gerilim filmine taş çıkartır cinsten.

 

 

5. THE MIST – 2007 – ABD

 

Stephen King’in aynı adlı uzun öyküsünden uyarlana film, Stephen King - Frank Darabont ortaklığının çok verimli bir ürünü. Hem korkutucu, hem çeşitli seviyelerde düşündürücü olan film; çok çarpıcı finali ile de uzun zaman zihninizde yer ediyor.

 

 

4. REAR WINDOW – 1954 - ABD

 

Hitchcock ustanın başyapıtlarından. James Stewart’in tekerlekli sandalyeden kalkmadan oyunculuk dersi verdiği mizah sosu unutulmamış ama yarattığı gerilimi de tıpkı kahramanımız gibi oturduğunuz koltuktan bile hissedeceğiniz bir film. Geleceğin Monaco Prensesi Grace Kelly de 25 yaşının tüm güzelliği ile iyi bir oyun vermiş.

 

 

3. THE MAN FROM EARTH – 2007 - ABD

 

Son derece özgün ve sürükleyici bir hikaye. Bir anlamda bir odada insanlık tarihinin özeti gibi. Bilimkurgu kategorisine girse de, daha çok bir dram. Her halükarda gözlerden biraz uzak kalmış, çok başarılı bir film.Bu kadar başarılı olmasa da yakız zamanda bir devam filmi de çekildi.

 

 

2. ROPE – 1948 - ABD

 

Alfred Hitchcock’un tek bir odada geçen ve cinayeti ve de katilleri daha ilk sahneden gördüğümüz belki de hakkı en az teslim edilmiş filmi. Bana göre, ustanın en iyi filmidir. Alt ve üst metinleriyle çok başarılı bir senaryonun usta bir yönetimle birleşmesinden doğan bir klasik.

 

 

1. 12 KIZGIN ADAM – 1957 - ABD

 

Reginald Rose’un tiyatro oyunundan uyarlanan film o kadar etkili ve güzel yazılmış ki, sonunu bilmenize rağmen bu mükemmel mahkeme dramını her seferinde ilgiyle izleyebiliyorsunuz. Rose’un senaryosundan Sidney Lumet ustanın daha ilk filmindeki yönetimi de mükemmel.

15 Şubat 2021 Pazartesi

VAN GOGH : SONSUZLUĞUN KAPISINDA


VAN GOGH : SONSUZLUĞUN KAPISINDA

 

Van Gogh : Sonsuzluğun Kapısında, modern resmin babası sayılan dünyanın en büyük ressamlarından Hollandalı Vincent Van Gogh’un trajik yaşamının son yılını anlatıyor. En sevdiğim ressam olan Van Gogh’un iki ünlü “Starry Night” tablosundan birinin kopyası yıllardır yatağımın başında asılıdır.

 

Sarı başta olmak üzere mavi, yeşil, turuncu renklerinden kopamayan bu eşsiz ressamın dehası o hayattayken anlaşılamadı ve yoksunluk içinde bir hayat sürdü.

 

İşini aşkla yapan insanların en ünlü örneklerinden olan Van Gogh, rahipliği bıraktıktan sonra 28 yaşında ilk defa eline fırça almış ve 37 yaşında ölene kadar benzeri görülmemiş bir şekilde 800 ün üzerinde yağlı boya tablo ve 1000 in üzerinde karakalem çalışma yapmıştır. Ne yazık ki, bunlardan sadece birini (Kırmızı Şarap Bağı) satabilmesi trajik ve gizemli ölümüne giden yolu açmıştır.

 

63 yaşındaki Willem Dafoe, fazla bir makyaj kullanmadan 37 yaşındaki VanGogh’un Fransa’da geçen yaşamının son aylarını başarıyla canlandırıyor. Bu rolle Altın Küre’ye aday olup, ödülü Freddie Mercury’ü canlandırmayan adeta yaşayan Rami Malek’e kaptırmıştı. Şimdi de Oscar adayı. Ressamla arasındaki büyük yaş farkından dolayı Amerikan Sinemasının bu en büyük oyuncularından birine biraz şüphe ile yaklaşmıştım başta ama Dafoe, VanGogh’un eylem, düşünce ve paranoyalarını, kırılgan akıl sağlığını çok iyi özümsemiş ve yansıtmış.

 

Küçük yardımcı rollerde başta ev arkadaşı, sanat yoldaşı Gaugin rolündeki Oscar Isaac olmak üzere güçlü bir portreler galerisi oluşturulmuş Van Gogh’un etrafında.

 

Film, Van Gogh’un güçlü ve fırtınalı fırça darbelerinin ruhunu çok iyi yansıtıyor. Willem Dafoe da rolünü hakkıyla verebilmek için resim dersleri almış. Klasik bir biyografi değil ama meditasyon gibi bir deneyim sunuyor müziği ve görüntüleriyle. Dafoe’nun müthiş oyunculuğu ile film yavaş ilerlese de kendini izlettiriyor. Trajik ölümünün hikayesini de net bir bakış açısıyla vermesi iyi bir nokta.

 

Kendinden sonra gelen pek çok modern ressamı etkilemiş ve yeni bir çığır açmıştır. Filmde de belirttiği gibi o “günışığını resimledi.

8 Şubat 2021 Pazartesi

 


En iyi ROMANTİK KOMEDİLER

 

 

7. SHREK – 2001 – ANDREW ADAMSON

 

Listemin tek animasyon filmi, Mike Myers ve Eddie Murphy gibi iki komedi ustasının varlığından dolayı daha çok komediye yaslansa da; özgün hikayesi ile övgüyü hak ediyor. Zamanla dört filmlik (sadece ilk ikisi başarılı) bir seriye dönüşen filmi defalarca sıkılmadan izleyebilirsiniz.

 

 

6. IT HAPPENED ONE NIGHT – 1934 - FRANK CAPRA

 

Clark Gable’ı bir gecede yıldızlığa ulaştıran, o senenin tüm önemli oscarlarını alan; romantik komedi filmlerinin öncülerinden. Şimdi biraz klişe gibi gözükse de, bu klişeleri yaratan keyifli bir  film olduğu unutulmamalı. Filmin etkisini anlatmak için şu anekdot yeterli sanırım : Gable’ın gömleğinin altına atlet giymediği sahneden dolayı atlet üreticileri bir süre kan ağlamışlardı (!)

 

 

5. STRANGER THAN FICTION – 2006 - MARC FOSTER

 

Çok zekice yazılmış ve ustaca oynanmış, sıra dışı bir romantik komedi. Will Ferrell’ın normal tarzına çok ters olan ölçülü oyununa çok iyi bir kadro destek vermiş. Beyninizi gıdıklayan filmlerden. Hayata, sevmeye ve hayatı sevmeye dair şık bir anlatım.

 

 

4. WHEN HARRY MET SALLY – 1989 - ROB REINER

 

Seksenlerin en popüler romantik komedisi. Sevdiğine açılamayan, arkadaşlıkla yetinmek zorunda kalan erkekler için neşeli bir kılavuz. Kaliteli bir kent mizahıyla hiç sıkılmadan kendini izlettiren bir seyirlik.

 

 

3. THE SECRET LIFE OF WALTER MITTY – 2013 - BEN STILLER

 

1947 yapımı aynı adlı filmdeki Danny Kaye rolünü Ben Stiller devralmış. Çok da iyi oynamış ve de yönetmiş. Bir modern zaman “iyi hisset” klasiği. Protagonistimizin aşk ve hayat yolculuğu

çok özgün, çok dinamik bir anlatımla verilmiş. Tek küçük kusuru, bir reklam yerleştirmesinin biraz sırıtması olmuş.

 

 

2. CIRCUS – 1928 - CHARLES CHAPLIN

 

Chaplin ustanın listemin ilk sırasındaki başyapıttan bir önceki filmi. Belki de hakkı en çok yenen filmi. Sirkte sevdiği kıza açılamayan Şarlo’nun halleri evlere seza. Komedi sekansları çok başarılı. Gülmekten Şarlo’nun attığına benzer taklalar atacaksınız. Chaplin’in fiziksel komedisini en iyi gösterdiği filmlerden.

 

 

1. CITY LIGHTS – 1931 - CHARLES CHAPLIN

 

Sinemayı sinema yapan büyük dahi Chaplin’den eşsiz ve defalarca kopyalanan zamansız bir klasik. Şarlo’dan bekleneceği gibi gülmekten karnınıza ağrılar gireceği ama zaman zaman da gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir başyapıt. Kör kıza aşık olan fakir delikanlı temasından bizim Yeşilçam da çok ekmek yedi. Tüm sinema tarihinin belki de en dokunaklı komedi filmi.

 

18 Ocak 2021 Pazartesi

 


EN İYİ DOKTOR FİLMLERİ

 

 

7. THE HOSPITAL – ABD - 1971

 

Bu filmden bir sene önce Oscar kazanmış olan George C. Scott, popüler bir romandan uyarlanan bu filmde yine formunda. İronik mizahı yerinde bir gerilim ve dramla harmanlayan film, güçlü mesajlar da barındırıyor. Hedefi on ikiden vuramasa da, sağlık sisteminin çarpık yönlerini sıkıcı olmadan gözler önüne serebiliyor.

 

 

6. PATCH ADAMS – ABD - 1998

 

Gerçek bir hikayeden uyarlanan bir film, daha önce doktorların pek yapmadığı şekilde hastalarına tedaviyi mizah soslu olarak verip, morallerini yükselten Dr. Patch Adams’ın dramatik hikayesini anlatıyor. Her devrimci insan gibi işi kadar yoluna çıkarılan engeller ile de uğraşmak zorunda kalır ama kahramanımız bildiği yoldan vazgeçmez.

 

 

5. THE AWAKENINGS – ABD - 1990

 

Listemde Robin Williams’ın doktor rolünde olduğu ikinci film, komedi dışındaki ilk sinema rolü. Karşısında da hasta rolünde bir dev oyuncu, Robert DeNiro olunca ortaya güçlü bir film çıkıyor. Yıllardır komada olan hastaların deneysel yeni bir ilaç ile tedavi edilme çabalarının anlatıldığı film, daha başarılı olabilirdi ama yönetmenin bazı seçimleri filmin etkisini azaltıyor.

 

 

4. SARHOŞ MELEK – JAPONYA - 1948

 

Kurosawa’nın ilk ulusal hit filmlerinden. Sarhoş ama usta bir doktor ile tedavi etmeye çalıştığı veremli bir gangster arasındaki inişli çıkışlı dostluğu anlatıyor. Yönetmenin fetiş oyuncusu, tüm zamanların en büyük oyuncularından T. Mifune ile ilk çalışmalarından.

 

 

3. SICKO – ABD - 2007

 

Usta belgeselci M. Moore her zamanki kara mizah soslu kamerasını bu sefer de ABD’nin doymak bilmez, tek güdümü kar etmek olan çarpık sağlık sistemine yönlendiriyor. Tıp alanındaki gelişmelerin büyük çoğunluğunun geliştirildiği ABD’de parası olmayanın nasıl bu sistem dışında kasıtlı bir şekilde tutulduğunu belgeleyen etkileyici bir çalışma.

 

 

2. RED BEARD - JAPONYA - 1965

 

Hem Kurosawa’nın hem de Mifune’nin artık uluslararası şöhret oldukları 1965 yılından güçlü bir drama. Genelde yoksul mahallelerinde ücretsiz çalışan bir 19. Yy doktorunun genç yardımcısını eğitmesinin hikayesi. İnsan ruhunun yüceliği hakkında zamansız bir klasik.

 

 

 

1. M.A.S.H. – ABD - 1970

 

Robert Altman ustanın Kore savaşında mobil cerrah takımının trajikomik maceralarını anlattığı film, daha sonraları diziye de uyarlanarak uzun yıllar boyunca TV’de de oynamıştı. Savaşın anlamsızlığını benzersiz bir kara mizahla veren dönemin hak ettiği ilgiyi görmüş başyapıtı. Dizisinin finali, TV tarihinin en çok seyredilen dizi finallerinden biri oldu.

 

 

 

7 Ocak 2021 Perşembe

 

HOLLYWOOD FİLM KLİŞELERİ

 

 

1. Anneler her zaman en iyi dinleyicilerdir.

 

2. Babalar her zaman en iyisini bilir.

 

3. Hayatın çoğu problemi şarkı söyleyerek, kalanları da dans ederek çözülebilir.

 

4. Süper kahramanlar genellikle öksüz ya da yetimdir.

 

5. ABD hükümeti adına çalışmıyorsa, bilim adamları genelde psikopattır.

 

6. Yakışıklı bir adam bir kadına dizleri üstünde evlenme teklif ettiğinde; kadın % 90 o anda, % 10 filmin sonunda teklifi kabul eder.

 

7. Paris’in her köşesinden Eiffel Kulesi her zaman görünür.

 

8. Washington’daki her ofisin penceresinden Beyaz Saray görünür.

 

9. Bond tarzı filmlerde kötü adam Bond’u yakaladığında mutlaka planını detaylıca anlatır. Hiçbir zaman kafasına bir mermi sıkıp gitmez de hep beceriksiz adamlarına/makinalara bırakır bu işi.

 

10. Siyah şapkalı bir kovboy, nadir de olsa iyi olabilir ama beyaz şapkalı bir kovboy asla kötü olamaz.

 

11. Bir Kızılderili yerine göre iyi ve ahlaklı olabilir ama asla filmdeki iyi beyaz kadar iyi ve ahlaklı olmaz.

 

12. Gözlüklü ve saçı toplu her kadın gözlüğünü çıkarıp; saçını açınca Afrodit olur.

 

13. Melek yüzlü, manken endamlı genç kadınlar genelde babası yaşında alkol-sigara kokan adamlardan hoşlanırlar.

 

14. Filmin iyi adamı iki metreden vurulsa bile, asla anında ölmez. Mutlaka son bir şeyler söyler, hatta nutuk atar; öyle son nefeslerini verir.

 

15. Afişte adı, filmin afişinin üstünde yazan oyuncu genellikle filmde ölmez.

 

16. Bir hapishaneden kaçmak için bir çorba kaşığı yeterlidir. Hatta o tünel on binlerce kaşık boyunda olsa bile.

 

17. Bir dövüş filminde çevresini saran kötü adamlar hiçbir zaman kahramanımıza aynı anda saldırmazlar.

 

18. Bir dövüş filminde kahramanımız yüz kötü adamı birkaç dakikada döver kenara koyar ama onların doğal olarak daha yaşlı, daha formdan düşmüş patronları ile film bitene kadar allah ne verdiyse dövüşür.

 

19. Aktör isen yaşlansan bile her rolü oynarsın; aktrissen ya büyükanne ya da korku filminde kurban olursun.

 

20. Cep telefonları senaryo onu gerektiğinde asla sinyal alamaz.

 

21. Aksiyon filmlerinde filmin başında kahramanı motive etmek için bir sevdiği mutlaka ölür/öldürülür.

 

22. Bir sebepten devletten/suç örgütünden kaçan insanların bitmek bilmeyen bir nakit para kaynakları vardır.

 

23. Filmin başrolündeki polis filmin sonu değilse, zanlıyı kovalarken mutlaka bir yaya kalabalığı tarafından durdurulur.

 

24. Bütün binaların havalandırma boruları insanın rahatça ilerleyeceği kadar geniş ve konforludur ve her yönde düz giderler.

 

25. Felaket filmlerinde aptallığı ile bütün şehri tehlikeye atan biri mutlaka vardır. Bu şehrin ya en üst seviyesindeki ya da en alt seviyesindeki kişidir.

 

26. Felaket filmlerinde aktrisin saçı makyajı asla bozulmaz. Sele kapılmadıysa.

 

27. Korku filminde kız filmin başında iyi vakit geçiriyorsa mutlaka ölür.

 

28. Korku filminde kötü karakter hiçbir zaman ilk öldüğü sanıldığı anda ölmez.

 

29. Katilden kaçarken, eğer kahramanımız kaçabilecekse hep 1 saniye farkla kaçabilir. Arabası varsa önce çalıştıramaz, tam kötü karakter arabaya ulaştığında çalıştırabilir.

 

30. Bütün uzaylılar Amerika’ya inmese/görünmese de, en azından birkaç gemisi ABD’ye inmeden dünyanın başka şehirlerine inmezler/görünmezler.

 

 

EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...