15 Şubat 2021 Pazartesi

VAN GOGH : SONSUZLUĞUN KAPISINDA


VAN GOGH : SONSUZLUĞUN KAPISINDA

 

Van Gogh : Sonsuzluğun Kapısında, modern resmin babası sayılan dünyanın en büyük ressamlarından Hollandalı Vincent Van Gogh’un trajik yaşamının son yılını anlatıyor. En sevdiğim ressam olan Van Gogh’un iki ünlü “Starry Night” tablosundan birinin kopyası yıllardır yatağımın başında asılıdır.

 

Sarı başta olmak üzere mavi, yeşil, turuncu renklerinden kopamayan bu eşsiz ressamın dehası o hayattayken anlaşılamadı ve yoksunluk içinde bir hayat sürdü.

 

İşini aşkla yapan insanların en ünlü örneklerinden olan Van Gogh, rahipliği bıraktıktan sonra 28 yaşında ilk defa eline fırça almış ve 37 yaşında ölene kadar benzeri görülmemiş bir şekilde 800 ün üzerinde yağlı boya tablo ve 1000 in üzerinde karakalem çalışma yapmıştır. Ne yazık ki, bunlardan sadece birini (Kırmızı Şarap Bağı) satabilmesi trajik ve gizemli ölümüne giden yolu açmıştır.

 

63 yaşındaki Willem Dafoe, fazla bir makyaj kullanmadan 37 yaşındaki VanGogh’un Fransa’da geçen yaşamının son aylarını başarıyla canlandırıyor. Bu rolle Altın Küre’ye aday olup, ödülü Freddie Mercury’ü canlandırmayan adeta yaşayan Rami Malek’e kaptırmıştı. Şimdi de Oscar adayı. Ressamla arasındaki büyük yaş farkından dolayı Amerikan Sinemasının bu en büyük oyuncularından birine biraz şüphe ile yaklaşmıştım başta ama Dafoe, VanGogh’un eylem, düşünce ve paranoyalarını, kırılgan akıl sağlığını çok iyi özümsemiş ve yansıtmış.

 

Küçük yardımcı rollerde başta ev arkadaşı, sanat yoldaşı Gaugin rolündeki Oscar Isaac olmak üzere güçlü bir portreler galerisi oluşturulmuş Van Gogh’un etrafında.

 

Film, Van Gogh’un güçlü ve fırtınalı fırça darbelerinin ruhunu çok iyi yansıtıyor. Willem Dafoe da rolünü hakkıyla verebilmek için resim dersleri almış. Klasik bir biyografi değil ama meditasyon gibi bir deneyim sunuyor müziği ve görüntüleriyle. Dafoe’nun müthiş oyunculuğu ile film yavaş ilerlese de kendini izlettiriyor. Trajik ölümünün hikayesini de net bir bakış açısıyla vermesi iyi bir nokta.

 

Kendinden sonra gelen pek çok modern ressamı etkilemiş ve yeni bir çığır açmıştır. Filmde de belirttiği gibi o “günışığını resimledi.

8 Şubat 2021 Pazartesi

 


En iyi ROMANTİK KOMEDİLER

 

 

7. SHREK – 2001 – ANDREW ADAMSON

 

Listemin tek animasyon filmi, Mike Myers ve Eddie Murphy gibi iki komedi ustasının varlığından dolayı daha çok komediye yaslansa da; özgün hikayesi ile övgüyü hak ediyor. Zamanla dört filmlik (sadece ilk ikisi başarılı) bir seriye dönüşen filmi defalarca sıkılmadan izleyebilirsiniz.

 

 

6. IT HAPPENED ONE NIGHT – 1934 - FRANK CAPRA

 

Clark Gable’ı bir gecede yıldızlığa ulaştıran, o senenin tüm önemli oscarlarını alan; romantik komedi filmlerinin öncülerinden. Şimdi biraz klişe gibi gözükse de, bu klişeleri yaratan keyifli bir  film olduğu unutulmamalı. Filmin etkisini anlatmak için şu anekdot yeterli sanırım : Gable’ın gömleğinin altına atlet giymediği sahneden dolayı atlet üreticileri bir süre kan ağlamışlardı (!)

 

 

5. STRANGER THAN FICTION – 2006 - MARC FOSTER

 

Çok zekice yazılmış ve ustaca oynanmış, sıra dışı bir romantik komedi. Will Ferrell’ın normal tarzına çok ters olan ölçülü oyununa çok iyi bir kadro destek vermiş. Beyninizi gıdıklayan filmlerden. Hayata, sevmeye ve hayatı sevmeye dair şık bir anlatım.

 

 

4. WHEN HARRY MET SALLY – 1989 - ROB REINER

 

Seksenlerin en popüler romantik komedisi. Sevdiğine açılamayan, arkadaşlıkla yetinmek zorunda kalan erkekler için neşeli bir kılavuz. Kaliteli bir kent mizahıyla hiç sıkılmadan kendini izlettiren bir seyirlik.

 

 

3. THE SECRET LIFE OF WALTER MITTY – 2013 - BEN STILLER

 

1947 yapımı aynı adlı filmdeki Danny Kaye rolünü Ben Stiller devralmış. Çok da iyi oynamış ve de yönetmiş. Bir modern zaman “iyi hisset” klasiği. Protagonistimizin aşk ve hayat yolculuğu

çok özgün, çok dinamik bir anlatımla verilmiş. Tek küçük kusuru, bir reklam yerleştirmesinin biraz sırıtması olmuş.

 

 

2. CIRCUS – 1928 - CHARLES CHAPLIN

 

Chaplin ustanın listemin ilk sırasındaki başyapıttan bir önceki filmi. Belki de hakkı en çok yenen filmi. Sirkte sevdiği kıza açılamayan Şarlo’nun halleri evlere seza. Komedi sekansları çok başarılı. Gülmekten Şarlo’nun attığına benzer taklalar atacaksınız. Chaplin’in fiziksel komedisini en iyi gösterdiği filmlerden.

 

 

1. CITY LIGHTS – 1931 - CHARLES CHAPLIN

 

Sinemayı sinema yapan büyük dahi Chaplin’den eşsiz ve defalarca kopyalanan zamansız bir klasik. Şarlo’dan bekleneceği gibi gülmekten karnınıza ağrılar gireceği ama zaman zaman da gözyaşlarınızı tutamayacağınız bir başyapıt. Kör kıza aşık olan fakir delikanlı temasından bizim Yeşilçam da çok ekmek yedi. Tüm sinema tarihinin belki de en dokunaklı komedi filmi.

 

18 Ocak 2021 Pazartesi

 


EN İYİ DOKTOR FİLMLERİ

 

 

7. THE HOSPITAL – ABD - 1971

 

Bu filmden bir sene önce Oscar kazanmış olan George C. Scott, popüler bir romandan uyarlanan bu filmde yine formunda. İronik mizahı yerinde bir gerilim ve dramla harmanlayan film, güçlü mesajlar da barındırıyor. Hedefi on ikiden vuramasa da, sağlık sisteminin çarpık yönlerini sıkıcı olmadan gözler önüne serebiliyor.

 

 

6. PATCH ADAMS – ABD - 1998

 

Gerçek bir hikayeden uyarlanan bir film, daha önce doktorların pek yapmadığı şekilde hastalarına tedaviyi mizah soslu olarak verip, morallerini yükselten Dr. Patch Adams’ın dramatik hikayesini anlatıyor. Her devrimci insan gibi işi kadar yoluna çıkarılan engeller ile de uğraşmak zorunda kalır ama kahramanımız bildiği yoldan vazgeçmez.

 

 

5. THE AWAKENINGS – ABD - 1990

 

Listemde Robin Williams’ın doktor rolünde olduğu ikinci film, komedi dışındaki ilk sinema rolü. Karşısında da hasta rolünde bir dev oyuncu, Robert DeNiro olunca ortaya güçlü bir film çıkıyor. Yıllardır komada olan hastaların deneysel yeni bir ilaç ile tedavi edilme çabalarının anlatıldığı film, daha başarılı olabilirdi ama yönetmenin bazı seçimleri filmin etkisini azaltıyor.

 

 

4. SARHOŞ MELEK – JAPONYA - 1948

 

Kurosawa’nın ilk ulusal hit filmlerinden. Sarhoş ama usta bir doktor ile tedavi etmeye çalıştığı veremli bir gangster arasındaki inişli çıkışlı dostluğu anlatıyor. Yönetmenin fetiş oyuncusu, tüm zamanların en büyük oyuncularından T. Mifune ile ilk çalışmalarından.

 

 

3. SICKO – ABD - 2007

 

Usta belgeselci M. Moore her zamanki kara mizah soslu kamerasını bu sefer de ABD’nin doymak bilmez, tek güdümü kar etmek olan çarpık sağlık sistemine yönlendiriyor. Tıp alanındaki gelişmelerin büyük çoğunluğunun geliştirildiği ABD’de parası olmayanın nasıl bu sistem dışında kasıtlı bir şekilde tutulduğunu belgeleyen etkileyici bir çalışma.

 

 

2. RED BEARD - JAPONYA - 1965

 

Hem Kurosawa’nın hem de Mifune’nin artık uluslararası şöhret oldukları 1965 yılından güçlü bir drama. Genelde yoksul mahallelerinde ücretsiz çalışan bir 19. Yy doktorunun genç yardımcısını eğitmesinin hikayesi. İnsan ruhunun yüceliği hakkında zamansız bir klasik.

 

 

 

1. M.A.S.H. – ABD - 1970

 

Robert Altman ustanın Kore savaşında mobil cerrah takımının trajikomik maceralarını anlattığı film, daha sonraları diziye de uyarlanarak uzun yıllar boyunca TV’de de oynamıştı. Savaşın anlamsızlığını benzersiz bir kara mizahla veren dönemin hak ettiği ilgiyi görmüş başyapıtı. Dizisinin finali, TV tarihinin en çok seyredilen dizi finallerinden biri oldu.

 

 

 

7 Ocak 2021 Perşembe

 

HOLLYWOOD FİLM KLİŞELERİ

 

 

1. Anneler her zaman en iyi dinleyicilerdir.

 

2. Babalar her zaman en iyisini bilir.

 

3. Hayatın çoğu problemi şarkı söyleyerek, kalanları da dans ederek çözülebilir.

 

4. Süper kahramanlar genellikle öksüz ya da yetimdir.

 

5. ABD hükümeti adına çalışmıyorsa, bilim adamları genelde psikopattır.

 

6. Yakışıklı bir adam bir kadına dizleri üstünde evlenme teklif ettiğinde; kadın % 90 o anda, % 10 filmin sonunda teklifi kabul eder.

 

7. Paris’in her köşesinden Eiffel Kulesi her zaman görünür.

 

8. Washington’daki her ofisin penceresinden Beyaz Saray görünür.

 

9. Bond tarzı filmlerde kötü adam Bond’u yakaladığında mutlaka planını detaylıca anlatır. Hiçbir zaman kafasına bir mermi sıkıp gitmez de hep beceriksiz adamlarına/makinalara bırakır bu işi.

 

10. Siyah şapkalı bir kovboy, nadir de olsa iyi olabilir ama beyaz şapkalı bir kovboy asla kötü olamaz.

 

11. Bir Kızılderili yerine göre iyi ve ahlaklı olabilir ama asla filmdeki iyi beyaz kadar iyi ve ahlaklı olmaz.

 

12. Gözlüklü ve saçı toplu her kadın gözlüğünü çıkarıp; saçını açınca Afrodit olur.

 

13. Melek yüzlü, manken endamlı genç kadınlar genelde babası yaşında alkol-sigara kokan adamlardan hoşlanırlar.

 

14. Filmin iyi adamı iki metreden vurulsa bile, asla anında ölmez. Mutlaka son bir şeyler söyler, hatta nutuk atar; öyle son nefeslerini verir.

 

15. Afişte adı, filmin afişinin üstünde yazan oyuncu genellikle filmde ölmez.

 

16. Bir hapishaneden kaçmak için bir çorba kaşığı yeterlidir. Hatta o tünel on binlerce kaşık boyunda olsa bile.

 

17. Bir dövüş filminde çevresini saran kötü adamlar hiçbir zaman kahramanımıza aynı anda saldırmazlar.

 

18. Bir dövüş filminde kahramanımız yüz kötü adamı birkaç dakikada döver kenara koyar ama onların doğal olarak daha yaşlı, daha formdan düşmüş patronları ile film bitene kadar allah ne verdiyse dövüşür.

 

19. Aktör isen yaşlansan bile her rolü oynarsın; aktrissen ya büyükanne ya da korku filminde kurban olursun.

 

20. Cep telefonları senaryo onu gerektiğinde asla sinyal alamaz.

 

21. Aksiyon filmlerinde filmin başında kahramanı motive etmek için bir sevdiği mutlaka ölür/öldürülür.

 

22. Bir sebepten devletten/suç örgütünden kaçan insanların bitmek bilmeyen bir nakit para kaynakları vardır.

 

23. Filmin başrolündeki polis filmin sonu değilse, zanlıyı kovalarken mutlaka bir yaya kalabalığı tarafından durdurulur.

 

24. Bütün binaların havalandırma boruları insanın rahatça ilerleyeceği kadar geniş ve konforludur ve her yönde düz giderler.

 

25. Felaket filmlerinde aptallığı ile bütün şehri tehlikeye atan biri mutlaka vardır. Bu şehrin ya en üst seviyesindeki ya da en alt seviyesindeki kişidir.

 

26. Felaket filmlerinde aktrisin saçı makyajı asla bozulmaz. Sele kapılmadıysa.

 

27. Korku filminde kız filmin başında iyi vakit geçiriyorsa mutlaka ölür.

 

28. Korku filminde kötü karakter hiçbir zaman ilk öldüğü sanıldığı anda ölmez.

 

29. Katilden kaçarken, eğer kahramanımız kaçabilecekse hep 1 saniye farkla kaçabilir. Arabası varsa önce çalıştıramaz, tam kötü karakter arabaya ulaştığında çalıştırabilir.

 

30. Bütün uzaylılar Amerika’ya inmese/görünmese de, en azından birkaç gemisi ABD’ye inmeden dünyanın başka şehirlerine inmezler/görünmezler.

 

 

22 Aralık 2020 Salı

 

SinemaDem

EN İYİ 10 HAPİSHANE FİLMİ

 

10. DAS EXPERIMENT / DENEY  (Almanya - 2001)

Yönetmen : Oliver Hirschbiegel                Oyuncular : M.Bleibtreu

Film, 1971’deki ABD’de gerçek bir psikoloji deneyinde yaşananlar olaylardan uyarlanmıştır. Bir araştırma laboratuvarı her yönüyle hapishaneye benzetilir ve 20 kişi psikolojik bir deneyde 2 haftalığına mahkum ve gardiyanlar rolü oynamak üzere işe alınır.

Her yere kameralar yerleştirilir. Amaç, davranışlarını gözlemlemektir. Mahkumlardan bildirilen bazı temel kurallara uymaları; gardiyanlardan da fiziksel şiddet kullanmadan disiplini sağlanmaları istenir. Ancak, insan doğası gereği çatışmalar çıkacak ve gardiyanlar şiddeti hızla tırmandıracaktır.

 

9. CELDA 211 / HÜCRE 211  (İspanya - 1994)

Yönetmen : Daniel Monzon       Oyuncular : L.Tosar, A.Ammann

Uzun zamandır işsiz olan Juan bir hapishanede gardiyanlık işi bulunca, işe bağlılığını göstermek için haber vermeden 1 gün önce işe gider. Sivil kıyafetle mahkumların bölümüne geçtiği sırada isyan çıkar ve Juan isyanın ortasında kalakalır.

Bundan sonra olaylar hızla kötüleşmeye başlarken Juan hayatta kalabilmek için bir mahkum gibi davranması gerektiğini kavrar. İsyanın başı Badass ile arkadaşlık kurar ve isyanın sözcülüğüne kadar yükselir. Olaylar isyancı mahkumların 3 BASK militanını rehin almasıyla politik ve ulusal yönden de iyice karmaşıklaşmaya başlayacaktır.

 

8. GREEN MILE / YEŞİL YOL  (ABD - 1999)

Yönetmen : Frank Darabont          Oyuncular : T.Hanks, M.C.Duncan, D.Morse, J.Cromwell, S.Rockwell

Yazar Stephen King – Yönetmen Frank Darabont işbirliğinin çok iyi sonuç veren bir örneği daha. 1930’larda geçen bir Hz. İsa alegorisini dev boyutlardaki oyuncu Michael Clarke Duncan (John Coffey) aracılığı ile anlatan fantastik bir hikaye. Tom Hanks’in yönettiği idama mahkum suçlulardan sorumlu gardiyanların öyküsü anlatılıyor.

 

7. COOL HAND LUKE / PARMAKLIKLAR ARDINDA  (ABD - 1967)

Yönetmen : Stuart Rosenberg                   Oyuncular : P.Newman, G.Kennedy

Paul Newman, aslında küçük bir suçtan içeri düşüp;  hapisten kaçmayı adet haline getirdiği için cezası gitgide uzayan “cool” mahkum Luke’u canlandırıyor. Filmi, ünlü 1 saatte 50 kaynamış yumurta yeme sahnesi ile de hatırlayabilirsiniz. Luke’un başlarda mahkum arkadaşlarının da o’nu ikonlaştırmasına yol açan otoriteye karşı başkaldırışının sistemli baskı ile giderek kırılmasının; bu asi ruhun tamamen yitip yitmeyeceğinin cevabını film müthiş bir finalle veriyor.

 

6. THE BRIDGE ON THE RIVER KWAI / KWAI KÖPRÜSÜ  (ABD - 1957)

Yönetmen : David Lean                                Oyuncular : A.Guinness, W.Holden, S.Hayakawa

2. Dünya Savaşı’nda Japon işgali altındaki Vietnam’daki bir esir kampında İngiliz esirler (Japonlar sağlam yapamadıkları için) Kwai nehrinin üzerine bir köprü yaparak Japon ordusunun ikmalini kolaylaştırmaya zorlanırlar.

Başta buna direndiği için komutan Saito’nun (S.Hayakawa ) işkencelerine maruz kalan Albay Nicholson (Alec Guinness), bir süre sonra köprü yapımının subay ve askerleri için de moral olacağını; onlardan daha iyi bir köprü yaparak da Japonların moralini bozacağını düşünerek bunu kabul eder.

 

5. LA GRANDE ILLUSION / HARP ESİRLERİ  (Fransa - 1937)

Yönetmen : Jean Renoir                                             Oyuncular : J.Gabin, P.Fresnay, E.VonStronheim

Listemizin en eski filmi ünlü Fransız yönetmen Jean Renoir’ın şiirsel gerçekçilik akımının başyapıtı olan “La Grande Illusion” (Büyük Aldanış) I. Dünya savaşında Almanlara esir düşen iki Fransız havacısının kaçış öyküsünü anlatır.

Aslında burada anlatılan esirlerin nasıl firar ettiğinden çok sınıfsal ayrımların bazen nasıl ulusal ayrımların bile önüne geçtiğidir. Fransız subaylardan soylu olanı yine bir soylu olan Alman Komutan ile kendi arkadaşlarından daha yakın bir ilişki kurabilmiştir. Büyük Aldanış, hiç eskimeyen mesajıyla 80 küsur yıl sonra bile en güçlü savaş karşıtı klasiklerden biri olarak dimdik ayakta kalmıştır.

 

4. THE SHAWSHANK REDEMPTION / ESARETİN BEDELİ  (ABD - 1994)

Yönetmen : Frank Darabont                      Oyuncular : T.Robbins, M.Freeman, B.Gunton

Stephen King’in bir uzun öyküsü olan “Rita Hayworth ve Shawshank Kefareti”nden uyarlanan film vizyonda iken pek ilgi görmedi ama zaman içinde tüm dünyada en sevilen film oldu (Yıllardır IMDb’nin en beğenilen filmler listesinin 1 numarası). Bunda dostluğun en güzel örneklerinden birini veren Tim Robbins - Morgan Freeman’in müthiş oyunculuklarının yanı sıra, hepimizin çok sevdiği bir mazlumun intikamı teması da yatmaktadır. Defalarca sıkılmadan kendini seyrettiren bir modern başyapıt.

 

3. PAPILLON / KELEBEK  (ABD - 1973)

Yönetmen : Franklin J.Schaffner                                              Oyuncular : S.McQueen, D.Hoffman

Henri Charriere’in çok satan otobiyografik romanından uyarlanan film haksız yere Fransız adalet sisteminin kurbanı olarak Güney Amerika’daki Bir Fransız sömürgesine gönderilen Papillon’un  (Kelebek) yıllara yayılan esaretini anlatıyor. Steve McQueen belki de kariyerinin en iyi oyununu verirken, o’na kalpazan Dega rolünde muhteşem bir kompozisyon çizen Dustin Hoffman eşlik ediyor. Film, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunan ve her seferinde yakalanıp, cezası uzayan Kelebek’in hikayesini unutulmaz bir gerçeklikle sunuyor.

 

2. KET FELIDO A POKOLBAN / CEHENNEMDE İKİ DEVRE  (Macaristan - 1963)

Yönetmen : Zoltan Fabri                              Oyuncular : I.Sinkovitz, D.Garas

Yarım asırdan eski siyah-beyaz bir başyapıt olduğu ve Hollywood eseri olmadığı için listemizde bulunması en zor film “Cehennemde İki Devre”dir. Macar yönetmen Zoltan Fabri, Ukrayna’da geçen gerçek bir olayı Macaristan’a taşımış. Hitler’in doğum günü şerefine Naziler esir tuttukları Macarlarla bir maç tertiplerler. Macar takımının en önemli oyuncusu da 2. Dünya savaşından önce Milli takım oyuncusu olan Onodi’dir.

Takımı için düzgün yemek ve antrenman yapma imkanı karşılığında takımın kaptanlığını ve antrenörlüğünü kabul eden Onodi, yine de arkadaşları ile fırsatını bulduğunda firar ederler. Ancak, yakalanıp yine de maça çıkmaya zorlanırlar. Gerisi tarihin epik bir sayfasının kusursuz aktarımı.

 

1. THE GREAT ESCAPE / BÜYÜK FİRAR  (ABD - 1963)

Yönetmen : John Sturges           

Oyuncular : S.McQueen, J.Garner, R.Attenborough, C.Bronson, J.Coburn, D.Pleasance

 

Hapishaneden kaçış filmlerinin hiç eskimeyen zirvesi. John Sturges & Steve McQueen’in  “Muhteşem Yedili”den sonraki ikinci çok başarılı ortaklığı. Steve McQueen için yazılan ve cuk oturmuş lakabıyla Hilts “The Cooler King” rolü hariç gerçek yaşamdan alınmış bir 2. Dünya Savaşı Nazi kampından kaçış hikayesi.

Daha önce çeşitli kamplardan kaçmayı adet haline getirmiş birkaç Amerikalı ve çoğu İngiliz savaş esirini Nazilerin “kaçılamaz” diye övündükleri bir kampta toplarlar. Ancak, İngiliz subaylar cesur bir kararla 250 kişinin birlikte kaçacağı bir planı başlatırlar. Mizah ve aksiyonun dengeli bir biçimde verildiği, heyecanın hiç dinmediği bir unutulmaz bir klasik.

 

SineMadem iyi seyirler diler.


EN İYİ SALGIN FİLMLERİ  (Korku)

 

 

 

6. DAWN OF THE DEAD - ÖLÜLERİN ŞAFAĞI – ABD - 2004

 

Bu listede iki filmi bulunan üstad George A. Romero’nun 1978 tarihli bir bu kadar başarılı filminin yeniden çevrimi.

Daha sonra Marvel’in favori yönetmenlerinden olacak olan (Guardians of the Galaxy) James Gunn’ın senarist ve DCEU’nun baş yönetmeni olacak olan Zack Snyder’ın da yönetmeni olduğu film, korkutucu olduğu kadar da düşündürücü bir zombi filmi.

 

 

5. THE CRAZIES - ÇILGINLAR – ABD - 1973

 

Militarizm eleştirisi azaltılmış ama kötü olmayan bir yeniden çevrim filmi de olan bir George A. Romero klasiği. Ordunun gizlice deney yaptığı bir kasabada olanlar.

Kapitalizmin en etkili silahlarından olan militarizmin insanlık için ne kadar tehlikeli bir kavram olduğunu korkutucu bir anlatımla vermeyi başarıyor film.

 

 

4. [REC] – İSPANYA – 2007

 

Tüm zamanların en iyi “found footage” filmlerinden biri. Tüm filmin tek bir binada geçmesi de etkisini artırıyor. Üç devam filmi, iki de ABD yeniden yapımı çevrildi ama hala en iyisi bu.

Dur duraksız bir korku festivali olan filmin çok çarpıcı bir finali var. Avrupa’dan çıkmış en iyi korku filmlerinden.

 

 

3. 28 DAYS LATER – 28 GÜN SONRA - İNGİLTERE - 2002

 

Danny Boyle ustanın korku janrındaki tek filmi. İyi düşünülmüş, tıkır tıkır işleyen; zeki ve eleştirel yönü neredeyse korkutucu yönüne ağır basan bir modern zombi klasiği. Hızlı hareket eden zombi filmlerinin öncülerinden.

21. Yüzyılın başında bir virüsle yanıp kavrulan İngiltere’yi son derece gerçekçi bir şekilde aktarmış.

 

 

2. NIGHT OF THE LIVING DEAD – YAŞAYAN ÖLÜLERİN GECESİ - ABD - 1968

 

Modern zamanların zombi filmlerinin öncüsü, her yönüyle devrimci bir film. Dünyayı 68 olaylarının, ABD’yi de ırkçı baskılara karşı halk protestolarının sardığı bir dönemde filmin başkahramanını siyahi yapmak o dönem için çok cesurca bir hamleydi.

Düşük bütçeli siyah beyaz bir yapım olması günümüz izleyicilerine hitap etmeyebilir ama zamanın eskitemediği bir klasik. 40 yıla yaydığı 6 filmlik (ancak ilk 4’ünü tavsiye edebileceğim)  bir seriye dönüştürdü yönetmen sonra bu filmi.

 

 

1. TRAIN TO BUSAN – ZOMBİ EKSPRESİ - G.KORE - 2016

 

G.Kore’de hızla yayılan bir virüsün zombileştirdiği insanlardan kaçma çabası içindeki bir baba kızın Seul – Busan treninde zombilere ve daha da ilginci insanlara karşı verdikleri hayatta kalma savaşı.

Bir zombi filminden çok daha fazlası. Korku, aksiyon ve dramatizasyon açısından dört dörtlük bir film. 2020’de pek o kadar da başarılı olmayan bir devam filmi de çevirdi aynı yönetmen.

 

  

EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ

  EN İYİ 9 KEDİ FİLMİ     9. THE CAT RETURNS              (Japonya - 2002)               Dünyanın en büyük animasyon ustası Hayao ...